Anne ben nerdeyim; ?
Anne beni duyuyormusun,anne?
Neden böyle ağlıyorsun,anne
Sanki ben ölmüşüm gibi, neden bağırıyorsun
Neden bu kadar kalabalık var?
Ne oldu,yoksa babam mı,anne?
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Kelimelere sığmayan anlatılamayacak bir durum sözün bittiği yerdeyim ya gerçekler ya gerçekler var birde onu ne yapacağız bir de onu de hele yanan bu yüreklere...
Kutluyorum şiiri ve şairimizi
Bir evlat hangi yaşta olursa olsun, anne en güvenli sığınaktır onun için. Pek şiirde yakınma merciidir anne. Sığınılacak limandir, güvendir, şefkattir, merhamettir...
Şehidimize gelince... Bizlerin millet olarak içimiz bu kadar yanmışken o şehitlerin ailesi nasıl dayansın onca derin acıya, yaraya. Nasıl avutsun anaları bacıları. Nasıl doğrultsun yetimlerin boynunu...
Kutluyorum değerli yürek sesinizi Mehmet bey. Nicelerine. Saygımla...
mehmet bey şehitler vatan için can veirkeb her yürekte acı bırakıyor ammaen büyük yangında ateşin düştüğü yretdeana yüreğinde oluyor dutalı yürek seniniz candan kutlarım
Neden bu kadar kalabalık var?
Ne oldu,yoksa babam mı,anne?
Anne ne olur bir ses ver bana,
Anne burası çok karanlık,korkuyorum anne
----Mehmet hocam kurbanlar bir tek yiğitler değil ki esas kurbanlarla annelerde kurban gidiyor bu kadar yıkılmışlığın nedeni bu ülkeyi yönetenlerdir. bu anlamlı şiirinizi kutlarım .
BAĞIŞLA!!!
Bağışla beni ‘’şehidim ‘’
Kefenini koltuk altına alıp ;Sen dağ taş gezinirken huzur sağlama adına,
Ben can sıkıntısından dem vuruyordum havuz başında.
Sen matara da ki suyun hesabını yaparken damla damla,
Ben keyfine su savuruyordum havaya.
Bağışla beni şehidim;sen evine gideceğin günün hayali ile gün sayarken parmak hesabıyla;
Ben yeni bir tatil aramasında….
Senin yavruların gölgeni beklerken cam kenarında;
Ben güneşin bulut ile raksı seyrinde…
Annenin elleri havada dualar okurken kınalı kuzusunu bir kez daha görme umuduyla;
Ben rüzgar içiyordum şükürsüz sabahlarda…
Bağışla beni şehidim ;sen son nefesini verirken bir namlunun ucunda,bedenin buz keserken ölümün soğuk kucağında;
Ben uyuyordum sıcak yatağımda…BAĞIŞLA;
Nimet ÖNER.
Değerli Dostum Mehmet Bey..,Sözün bittiği yerdeyim kabul buyur lütfen....selam ve sevgilerimle...susmasın kalemin,incinmesin yüreğin.
şehitleri saygı ile anıyoruz her daim kaleme sağlık içten anlamlı ve bir o kadar hüzünlü. zor zamanlar geçiyor ülkemiz.
Muhteşem şiir, duygu sağanağı! Sustum! Yüreğim sızladı! Kutlarım, yüreğinize, emeğinize sağlık...
Duygu seli şiir için şaire tşkler.Kanayan yaralara tuz basılmış gibi oldu.Duygulu şiiri yazan yüreği,yazan kalemi kutlalamak mümkünmü.saygıyla
yüreğim parçalandı mısralarınızın arasında...çok duygulu muhteşem bir çalışma...++10..ant..sonsuz saygılarımla..
doyumsuz bir iletişim
böylesi güzel değerli paylaşımları
biz okuyucusuna sundugun için
saygılar yoluyorum
............
Bu şiir ile ilgili 20 tane yorum bulunmakta