Saçlarımı uzattım, gidecek yerim yoktu.
Kapı eşiğinde bir kahve fincanını parçalayıp bileklerimde gezdirdim sivrilttiğim kısmını.
İki büklüm oturuyordum, buna rağmen dimdik duruyordu omuzlarım.
Saçlarımı uzatmışım ya, sanki şu kapıdan içeriye girecekmişsin ya…
Şimdi ben cephede değilim ama kuma da gömmedim kafamı.
Sanki şimdi gelecekmişsin gibi avutuyorum kendimi.
Sanki o kedi hiç ölmemiş, bağrım hiç delinmemiş.
Gel; n'olursun, içimde umûdum tükenmeden!
Gel; bak bu kahrım beni, mağlûb edip yenmeden!
Gel diyorum, gel artık; son bulsun ızdırâbım!
Gel de yüzler süreyim; kıblegâhım, mihrâbım! ..
Devamını Oku
Gel; bak bu kahrım beni, mağlûb edip yenmeden!
Gel diyorum, gel artık; son bulsun ızdırâbım!
Gel de yüzler süreyim; kıblegâhım, mihrâbım! ..




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta