Yağmurla yarışan gözyaşlarım,
Karlar yağmış gibi el değmemiş saçlarım,
Gülmeye hasret, suskun dudaklarım...
Her uzandığımda, hayallerimdeki ümitlere sarılır
Boş kalır ellerim…
Aldığım her nefes, boğazımda bir düğüm gibi.
Ve yaşarken ölünmez diyenlere inat;
Ölmeden gömdüm kendimi bu yalan dünyaya.
Ben...
Ben hep bir fazla geldim!
Esen rüzgârlarda savrulan bir yaprak gibi,
Umudum da dağıldı dört bir yana.
Düşüncelerimle bile sığamadım
Ne kendi dünyama...
Ne de bu yalancı dünyaya…
Hep bir fazla geldim!
Kimi zaman,
“Bir varmış, bir yokmuş” diye başlayıp
Okunamayan bir masal kitabında
Yarım kalan kahraman oldum.
Ne yalan dediler, ne gerçek...
Bilemediler asıl gerçeğin,
Viran olmuş bir benlik olduğunu.
Yalnızlığa dost oldum ben...
Sessizliğin çığlığını bazen bir şarkıda,
Bazen suskun dudaklarda,
Bazen yarım kalan hayallerde anlattım.
Ve her defasında...
Ben yine bir fazla geldim!
Sence de öyle değil mi?
Şimdi benimle birlikte
"Bir fazla geldik!" diyenleri duyar gibiyim.
Nice yıllar su gibi aktı gitti...
Bozuk saat bile günde iki kez doğruyu gösterdi;
Ben bir kere bile hayatı on ikiden vuramadım!
Ne geçmişten çıkabildim,
Ne de geleceğe hazırlanabildim...
Olmadı... Olmadı işte!
Bırakmadılar iki yakamı bir araya getirmemi.
Yine sığamadım ben bu dünyaya...
Ne kendi iç dünyama,
Ne de onların yalanlarına!
Unutulmadan tarihe gömmek istedim kendimi;
Birkaç satırla,
Birkaç şiirle,
Birkaç yarım kalmış hikâyeyle…
Ama kaybolmak istediğim yolları bile bulamadım!
Bedenimle, ruhumla var olamadığım bu sahte dünyada,
Yine bir fazla geldim.
Atsam atılmaz, satsam alınmaz bir fazlalık gibi…
Kimilerine göre beş para etmez!
Keşkeksiz bir hayat...
Bitti bitecek...
Şu yalancı dünyada,
Ne ruhuma, ne bedenime
Dört duvar bir çatı bulamadım.
Yarım kalacak umutlar...
Hayaller...
Hikâyeler...
Tek bir noktayla bitmeyecekler.
Yaşanmamış, yaşanmayacak şarkılarda,
Özlemlerde,
Şiirlerde,
Satırlarda saklı kalacaklar...
Ve en acısı:
Kimse bilmeyecek.
Kimse okuyamayacak.
Ve o hikâyeler hiç değişmeyecek!
İnsan sandıklarım için harcadığım bir ömür...
İftiralar, beddualar, sırtımdan saplanan hançerler...
Ama ben!
Ben yine insanlık yolunda yürümeye devam edeceğim!
Sırtım hedef tahtası...
Nefesim kesik kesik de olsa...
Ömür hakkım gasp edilse de...
Kullara değil,
Yalnızca Rabbime boyun bükerim!
Ya Rab!
İnsanlık yolundan beni geri çevirme!
Gözyaşlarımla anlım seccadeye düşerken,
Ruhumu ve kalbimi de yıka...
Ben...
Ben hep bir fazla geldim bu dünyaya!
Şimdi bir şiirle, birkaç yarım kalmış aşkla tükenip
Geride kalacak bir "varmış" ve "yokmuş" hikâyesi olacağım.
Neden mi kimse okumayacak?
Çünkü yarım kalan hikâyeler
Gönüllere yazılır...
Ve sonsuzluğun kütüphanesinde saklanır!
O kitaplarda,
Giriş - gelişme - sonuç yoktur.
Çünkü onlar,
Münhasır ve özel yazılır...
Ben...
Ben hep bir fazla geldim bu dünyaya.
Ne kendi dünyama,
Ne de bir başka kalbin dünyasına sığamadım!
Beni benden alanların yalanlarında kayboldum...
Elbet bir gün göçüp gideceğim;
Bir fazla geldiğim yüreklerde,
Tamamlanamayacak bir eksik olacağım...
İşte o zaman,
Beni yaşarken unutanlar unutsun!
Ama gönlünde yer bulanlar,
Şiirlerde yaşayan beni sakın unutmasın...
Ve bir gün,
Adımı anan son dudaklar da susunca...
Bir fazlalık gibi unutulunca...
Ben sessizce,
Bir satır aralığında kaybolacağım...
Ne bir mezar taşı süsleyecek adımı,
Ne bir dua yetişecek ardımdan...
Sadece,
Rüzgârda savrulan bir yaprak gibi,
Şiirlerde eksik bir mısra gibi
Kayıp olacağım...
Ve kimse bilmeyecek:
Benim bu dünyaya
Hep bir fazla geldiğimi…
Ve sonunda,
Ben susunca
Yalnızca rüzgâr konuşacak!
Adımı unutanlar için değil...
Beni şiirlerde arayanlar için
Bir eksik,
Bir fazla kalacağım...
Kayıt Tarihi : 26.1.2026 02:54:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!