Güzellik…
Güzellik, artık bedende. Ancaaaak, yalıtılmış ayrıksı duran bedende.
Suyun akmadığı, taşındığı yerde.
Yok edilen terde artık, güzellik.
fezayı bağlayarak yorgun kanatlarına
bir güvercin uçurup kıtalar arasından
çağırdın beni
geçerek birer birer sürgün kanyonlarını
derbeder koşup geldim ışıldayan tahtına
yarım koyup bir bardak kurşun rengi çayımı
Devamını Oku
bir güvercin uçurup kıtalar arasından
çağırdın beni
geçerek birer birer sürgün kanyonlarını
derbeder koşup geldim ışıldayan tahtına
yarım koyup bir bardak kurşun rengi çayımı
Güzel bir hicivdi..
Zevkle okudum.
Güzel benim olmayınca diye bencil bir şey söylemekten kaçınarak 'köpüksel olmayınca' diyor. Hemen dikkatimi çekiyor. Yazıyı okumadan Güzel Köpükselliği üzerine bir sürü düşünçeler geçti aklımdam. Köpüksel güzel. Köpüksel duygu düşünce. Köpüğün metaneti. İyiydi bu antreman.
Dur bakalım dedim. Ardından neler geliyor?
-Sizin yüzünüze bakayım mı bir?
-Buyrun bakın yüzüm uzakta değil;))
Baştan sona sevgili Sinyali'nin söylediği gibi ironik, hem de ne ironik. Uluç'un derin gözlem güçünden, usta kaleminden yararlandığımız güzellik karşısında, güzellik fuarındaki çabalar çaresiz kaldı.
Anladık köpüksel güzelliğin kökenini.
Buyrun Hakan beyin kartviziti.
Fakat bir bay olarak şahsım için geçerli olan güzellik kartvizininin sırrını ifade edebilmeliyim.
Makyaj hünerleriyle güzel ve çekici görünen bir kadın diyelim. Konuşmaya başlıyor içinin çirkinliği ıslanmış göz boyası gibi akmaya başlıyor. Eyvah köpüksel güzellik işe yaramadı. Doğal görüntüsünü az bir müdahaleyle pekiştirmiş orta güzellikte birk bayan görüyorsunuz, konuşmaya başlıyor, iç dünyasından muhteşem dünyalar yaratıyor, ağzınızaçık kalıyor, kalbiniz sarsılıyor. Köpüksel değil de kültürel ve kökensel olmalı.
Ruhtan, gönülden, kültürden pompalanmayan, sürülmeyen güzellik malzemeleri işe yaramıyor. Köpük gibi anında patlayıp yok oluyor.
Bugün yürüyerek eve gelirken Lazerle pişirilen ev yemekleri diye bir levha gördün küçük bir restoran önünde. Yarın aynı yerden geçerken irdeleyeceğim. Bakılım nasıl bir şey.
''Yabancılaşma'nın'' anı- hikaye tarzında ironik bir anlatımı olarak okudum yazıyı..
İnsanlar ölümsüz değildir..Bunun yanısıra insanlar ölüme ve ölüme doğru giden ihtiyarlık yoluna direnirler..
İşte piyasa ekonomisi bir çözüm karşılığı hissi vererek ve insanı,insani olan şeylere yabancılaştırarak bu fanilik ve yaşlanma duygusunu piyasa koşullarına çekmek için girer devreye..
Bu konuda teknolojinin vadettikleri ile yapabilirliği arasındaki geniş boşluk kopardığı gürültü ile yani reklam ve reklam amaçlı sözde sağlık programları ile kapatılmaya çalışılmaktadır...
Piyasa ekonomisi:İnsanların çevrelerinde olup bitenleri kısacık mesafelerde görecek şekilde ayarlanmış yakınsak bir gözlük gibidir
Özgür bilinç anlarımızda ,monoton geçen yaşam çizgimize üstten bakabilir ve propoganda ve reklam bombardımanı altında görüş mesafemizin ne kadar kısaldığını anlarız...
Yazarın müstehzi tebessümlere yol açan bu yazısında olduğu gibi buruk bir gözlem olur böylece seyredilen yaşam...Yaşama mor ötesi bakışlarımızın döküldüğü harfler olur yazdıklarımız bu yüzden artık...
Bu şiir ile ilgili 3 tane yorum bulunmakta