Şu an gece yarısı.
Avucumda bir tutam hayal var.
Bazı hayaller vardır; tutuldukça kanatır.
Kapıya doğru yürüyorum.
Bir daha kim gelir, kim toplar, kim dağıtır, kim böler… bilmiyorum.
Zaten gidenin ardından kimse bir şey toparlamaz,
herkes sadece kaldığı yerden devam eder.
Yavaşça arkamı dönüyorum.
Bir kez daha bakıyorum.
Belki minicik bir kıpırtı tutar beni diye.
Yok.
İnsan en çok, beklediği şeyin hiç olmamasıyla kırılır.
“Ben değil,” diyor arkamdaki, “giden sensin.”
Ama kimse, insanı bu kadar yalnız bırakanın kim olduğunu sormuyor.
Şimdi gidiyorum.
Her şeye, herkese inat.
Gecenin ayazı yüzümü yaka yaka yürütüyor beni.
Bazı insanlar giderken üşümez,
üşüyen hep geride kalan olur.
Aklıma bir söz düşüyor: Her insan biraz eksiktir.
Ama bazıları eksik değil…
bazıları yarım bırakır.
“Niye yaptım, niye inandım, niye aldatıldım” demeyeceğim.
Çünkü insan kandırıldığını fark ettiğinde değil,
bile bile kaldığında utanır.
Ben hepsini bile bile yaptım.
Merdivenlerden inerken basamakları sayıyorum.
Geriye doğru.
10… 9… 8…
Bazı sayılar küçüldükçe, içindeki boşluk büyür.
7… 6…
Yutkunamıyorum.
İçimde boğazıma oturan şey bir ağlama değil;
yutulmamış yıllar.
5… 4…
Dizlerimin feri sönmüş.
3… 2…
İnsan bazen düşmeden de kırılır.
1…
Binanın döküntü kapısına elimi atıyorum.
Benim gibiydi; virane.
Demek ki bazı kapılar,
kim girerse girsin yıkılıyor.
Arkamda enkaz mı bıraktım sandınız?
Hayır.
Enkaz bırakanlar asla arkasına bakmaz.
Ben baktım.
Çünkü canım vardı.
Kaldırımlar soğuk.
Şairlerin anlattığı gibi değil.
Soğukluğu, içimin değersizliğiyle yarışıyor.
İlk arabaya el kaldırıyorum.
Durmuyor.
İlk hayallerim gibi.
İkincisi hızla geçiyor.
Tıpkı bana verilen sözler gibi.
Üçüncüde yağmur başlıyor.
Eşarbım saçlarıma yapışmış.
Titriyorum.
Ama en çok,
bir zamanlar sarılan kolların artık yabancı olmasına üşüyorum.
“Bakar mısın?” diye bir ses geliyor.
Beklerken yorulmamıştım.
Sadece silinmiştim.
İnsan çok bekleyince, iz olmaktan vazgeçiyor.
“Nereye?” diye soruyor.
İçimden gülmek geliyor.
“Kaybolduğum yere,” diyorum.
Sokağın başına kadar gözüm evde.
Belki çıkar…
Belki “gitme” der…
Ama insanın arkasından gelen ses susuyorsa,
orada sevgi çoktan ölmüştür.
Sokağı dönünce anlıyorum:
Yanımda taşıdığım şey bir ceset.
Adı bizdi.
Cenazesi bile kılınmadı.
Şimdi gidiyorum.
Ama bir gün döneceğim.
Bir özlem olarak değil.
Bir pişmanlık olarak.
Sen altmışına geldiğinde,
ellerin titrerken,
dizlerin ağrırken döneceğim.
Bir gecenin ortasında,
“Keşke” diye başlayan cümlelerinde.
Bir barda bardağı tutarken,
bir lokmayı yutamazken,
radyoda sesimi duyar gibi olduğunda…
Boğazında ben olacağım.
Ve işte o zaman,
canın acıyacak.
Kayıt Tarihi : 15.1.2026 16:27:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




dilinize sağlık
beğeni ile okudum
Teşekkür ederim
TÜM YORUMLAR (2)