Ömrü hep fırtına, rüzgârın gülü
Çocuk deryasında, yüzer öğretmen
Uygarlık yolunda, açılır dili
Leb demeden anlar, sezer öğretmen.
Ayrı bir asalet, ayrı bir gurur
Bilgiye düşmanı, kalemle vurur
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Öğretmen Necati, emekli oldu
Maziyi yaşadı, gözleri doldu
Bir tek yaşlılıkta, sınıfta kaldı
Asla kısalmaz da, uzar öğretmen
Gerçekleri görür, yazar öğretmen.
Beni adam eden sendin öğretmenim
Bize okumayı yazmayı öğreten
Bize insanlığı,sevgiyi,saygıyı gösteren
Yolumuzu açan bize ışık tutandın sen
Önünüzde eğiliyoruz,hakkınız var öğretmenim
Yüreğiniz kadim kaleminiz daim olsun hocam saygılar.
Sizlere vede tüm eli öpülesi öğretmenlere bende bir şiirim ile teşekkür etmek isterim değerli üstadım.Yüreğinize gönlünüze sağlık çok içten bir şiir yine sizden.
Allaha emanet olunuz hayırlı ramazanlar saygılar benden ümüt güngör
Öğretmene Gül Verelim
Gül verelim gül derelim,
Hakkı ile okutana,
Gönüllerden gül derelim.
Öğretmene gül verelim.
Talim edip tarihini,
Anlatınca Fatihini,
Eden zorluk talimini,
Öğretmene gül verelim.
Dağ bayırda okutana,
Doğru sözler dokutana,
Selam Kemal komutana,
Öğretmene gül verelim.
Benim gören gözlerim ol,
Güzel doğru sözlerim ol,
Vatan aşkı özlerim ol,
Öğretmene gül verelim.
Asker oldun koşuyorum,
Vatan için coşuyorum,
Şimdi seni anıyorum,
Öğretmene gül verelim.
Kalem verdin yazsın diye,
Soru sordun çözsün diye,
Yürek verdin koşsun diye,
Öğretmene gül verelim.
Ecdadımı tarif ettin,
Türkçemizi sen öğretttin,
İşte beni adam ettin,
Öğretmene gül verelim.
Emek verdin büyüyorum,
Doğrulukta yürüyorum,
Seni çok çok seviyorum,
Öğretmene gül verelim.
Ümüt Güngör
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Hemde öğretmenlerin hası,kocaman yüreklisi,yüreği sevgi dolusu,eli öpülesi.......
Yüreğine sağlık ağabeyim.Harika ve anlamlı bir çalışma.Saygılar ve selamlar...
Necati abi öncelikle insanlığın tarihi kadar eski ,insan kadar yüce bir mesleğe hizmet etmiş olmanızdan dolayı gururunuz yazdığınız şiirden belli.
anlam olarak hislenmemek mümkün değil.
şiirde teknik olarak zaten usta işi mükemmel,
abi allah sağlık sıhhat ve hayırlı ömür versin
selamlar
Ben öğretmen değilim.. Asker emeklisiyim.. Ama şiirniz mükemmeldi üstadım.. Yüreğinize sağlık...Beğeniyle ve bir solukta okudum.. Paylaşımlarda yine beraber olmak ümidiyle saygılar sunuyorum.. 10 puan..
BİR ÖĞRETMEN OLARAK KUTLUYORUM SİZİ, GÜZELDİ, TEBRİKLER DEĞERLİ DOST
İşte benim öğretmenim Harikasınız hocam :)
Siz öğretmenler için ne yazılsa azdır.
Ne mutlu sizlere
Eli öpülesi öğretmenlere.
Kadir Tozlu
Teşekkürler öğretmenim,öğrenmek ,öğretmek hiç bitmez.O nedenle de öğretmen emekli olmaz,Kaleminiz hiç susmasın Değerli meslekdaşım.
Bana bir harf desin olam kölesi
Aslandan yücedir başta yelesi
Bitmedi tükenmez onun çilesi
Türkiyeyi gezer.tozar öğretmen..........Hatice Naime Karadağ
Sevgili öğretmenim necati ocakçının nezdinde tüm eğitmenlerimize öğretmenlerimize sağlık huzur ve mutluluklar diyerek asla hakları ödenemeyecek insanlar olduğundaan hürmetle ellerinden öperim
Hocam sayfanıza naçizane armağanım olsun
Bu şiir ile ilgili 45 tane yorum bulunmakta