Ne yalnızlık adımı duyurur ılık esen rüzgarla papatya yapraklarına,ne sesimi ulaştırır bir karıncanın ayak seslerinde kara topraga.Kim derdiki kara olsun toprak.Ama yazgızı buymuş demek,hep kara diye anılmak. Var oluştan yok oluşa kadar.Sevgiler almış sevenlerl. Bazen dünyaya yeni gözünü açmış ufak,şirin ama bir okadarda habersiz yavruları, bazende yüreklerde taht kuran hayatı yaşamış ve sevgi verip sevgi alan bir yetişkini yutmuş,daha doğrusu üzerini bir yorgan gibi kapamış.Yürekleri daglamış.Kara demişler adına ama bir gülü veya bir papatyayı,gönlümüzde taht kuran agaçları hatta insanı yetiştirmiş kara dediğimiz o toprak.Görmek mi yoksa gösterilmek mi gerek? yoksa yazgı mı demek! Peki neden.? Neden seven sevdiğine bir demet çiçek verir....? Neden alınan çiçek bir mutluluk gözyaşı ile karşılanır.? oda topraktan.sesimi duyan var mı? Yoksa haykırmam mı gerek ben hayattayım buradayım....ne yapmam gerek.Kara mı demem yoksa görmem mi gerek.Gökkuşagıda topraktan süzülür gökyüzüne.Yüregime süzülen her göş yaşı gibi....AMAN Allahım gözyaşlarım durmak bilmezken hüzün içinde mutlulugu arıyorum.Belki bir damla çaglayandan akan umut.Umutlarımı sarmaşıklara yazdım tutunacak bir dal bulabilirse eğer.Büyüyecek güzel insanlar.Büyümeli hayat beni yaşayacak, belkide yaşatmaya çalışacak ama ne vazgececek nede sıpsıkı sarılacak bir güç bulamıyorum.NEDEN?
korkularımamı yeniliyorum acaba.? Ben buradayım hayattayım BAKIN ELLERİ M TİTREK,YÜREGİM BURUK, GÖZLERİM YAŞLI bazen bir çınar gibi bazende bir fırat.
Pranga gerekli bana,kelepçe yetmez..! Bir çapa atılmalı yüregime.Sonsuzdan gelmeli sonzuza uzanmalı.Nefesim titremeye başladı artık.Sesimi duyurmak istedim ama NASIL.? Nasıl yapılmalı.? Yaşamında bir rajonu mu var artık.?
Gelen getirilen,çalınan ve götürülenden az.Bakın hayattayım sesim çıkmıyor titrek nefesimde titremekde.Hislerimi verin bana,duygularımı..! umutlarım bende saklı. Bakın hayattayım yaşıyorum.AMA NEDEN NEDEN SESİM SESLERE KARIŞMIYOR.
Kollarım bir gül dalı sanırım.Yüregimi göremediniz ki hiç.
Bana pranga gerek umutlarım ufkumdan geniş.
Duygularım kara toprak üzerinde paspas.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...



