I. BELİRSİZLİK ALEVİ: ÇOKLUK İÇİNDE YİTMEK
Belirsizlik, suskunluk değil, seslerin çokluğudur Nihal.
Bir bakışın içinde bin yorum gizlenir.
Dokunuşun değil, niyetin titreşimidir bu.
Eksik olan değil, fazla olandır yorulup kırılan;
beyin, sevgiyle süzdüğünde gerçeği değil, rüyayı tamamlar.
II. MESAJ-I MECAZ: ANLAMIN SİNİRLERİ
Her bir hareketin, her bir sözün birkaç katmanı var.
Bir yüzü ışık, bir yüzü gölge; ortası sis.
“Gel” mi dedin, yoksa “Git” mi?
“Sus” mu, “Konuş” mu?
Sesin, nehrin akışı gibi; nereye varacağı muamma.
Bu meçhuliyette aklım, senin gizli alfabeni çözmeye çalışır,
harf harf, işaret işaret, yanarak.
III. TEMAS-I MÜPHEM: DOKUNMANIN DİLİ
Parmak uçların tereddütle değer cildime; bir soru gibi.
Isı var, ama kaynağı belirsiz; yangın mı, güneş mi?
Niyetin puslu bir ayna; bakan, kendi özlemini görür.
Bu muallak dokunuş, aradaki ince zar;
en yakın mesafe, en uzak ihtimal.
Bedenler konuşurken, ruhlar birbirine tahminle bakar.
IV. MAVERA: BELİRSİZLİĞİN İKRAMI
İşte bu anlamsız taşkınlık, bu manâ seli,
kesinliğin katı zeminini yıkar.
Nihal.
Seninle olan, hiçbir şeyle kıyaslanmaz;
çünkü sen, “evet” ile “hayır”ın arasındaki o büyülü, geniş,
uçsuz bucaksız sahilsizlikte yaşarsın.
Ve ben, bu belirsizlik deryasında,
her dalganın altında seni aramaktan kendimi alamam.
Bu bulanıklık, aşkın en saf şerbetidir;
kesin olan her şey fanidir, ama senin muğlaklığın ebedî.
Kayıt Tarihi : 21.1.2026 18:20:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!