Tarlaya bahçeye yürüyerek gitmek kucağında çocukla zordur. bir anne için..
Birde altı yaşında minik oğlu Emir zeytin hasatı bitene kadar annesine yoldaş kardeşine bakıcı olur..
Kocası arada pazarcılık eder kahvede pişti oynarken Hacer isyan etmeye kalktığında sadace çocuklar üzülüyordu şamatadan..
Denenmişi deneme derdi kaynanası bırak git ..Çözüm odaklı konuşuyor gibi görünen ihtiyar kadın gelininin gidecek bir kapısı olmadığını bilmiyormuydu aslında.
Kumar masasından kalkmayan kocası Erdal lafa gelince üst seviyeden konuşurdu boş sürahi partalcı..
Zeytin toplanacak makina yokmuydu nerede kalmıştı o tırnaklı demirle zeytin toplama ama bunlarda yarıcı tutup onada zeytinin yarısını vermek refah yoktuki..
İsimsiz kalmış adı hayallerimde. Bir kadin geçerdi kapidan Sene belki 75 belki 76 Daha ölüm sirenleri adını çağırmadan. Bir kadin geçerdi kapıdan. İzmirin arka sokaklarindan birinde. Şiir yazan rahmetli Füsun teyzenin kira evinde. Yaşım belki 13 belkide 14 unuttum Ben o zamandanda duygulu o zamanda farkındalıklı. Adsız kadin kumral eli cebinde gencecik saçı küt kesim ve başı hep önünde.. Babam devlet demir yoluna işe giderken. Annem hasari küçük oğlan kardeşlerimle uğraşırken. Mahallenin yaşlı eke kadinlari kapilarin önünde toplanti yaparken duydum ki eşinden kacip gelmis ailesine.. Bir aksam üzeri daha onu görmedim ve diğer aksam üzerleri de. Adsız kadın adsız olarak kaldi hayallerimde.. Çalıştığı iş yerinin kapısının önünde vurduğu kocasının çabuk yayıldı izmirin eski adı kizil çullu yeni adi sempatik olsun diye Şirinyer konulan bir semtinin arka sokaklarinda.. Bir kadin geçerdi kapıdan başı önünde gencecik düşünceli..
ALLAH haksiz yere canı giden bütün masum kadınlara ve benim hayallerimde masum yüzü kalan adsiz ablamada rahmet etsin..Saygiyla kadın gibi kadinlara..Bende dahil bütün fedakar fevakar annelere...
Büyük, gizemli okyanuslarda mutsuz bir prens yaşarmış. Kral oğlunun bu haline çok üzülürmüş ama elden ne gelir? Denizin diplerinde, koskoca kırmızı mercandan saraylarda, inciden göz göz odalarında tüm saray halkı, mutluluk içinde yaşarken tek dalgın, yüzü gülmeyen ortalarda mutsuz mutsuz dolaşan Prensmiş.
Denizin üzerinde, karada ve denizler altında yaşama gücü vermiş Yaratıcı onlara.. Tüm okyanuslar onların olduğu gibi, üzerlerindeki adalarında sahibiymişler. Kral ve Kraliçe, her türlü zenginlik içinde yaşarlarken, onları üzen bir tanecik oğullarının hiç bir kızı sevmemesi ve beğenmemesiymiş. Su altı kızları, prense ne kadar naz poz yaptılarsa da delikanlı hiç birine bakmamış. Hatta çeşitli balık sesleri çıkartıp, boyunlarındaki deniz kabuklarını şıkırdatarak oynamışlar ama bu sadece prensi kızdırmaya yaramış. Sonunda adalarda ve denizlerde halk prensin rüyalarında gördüğü bir kıza aşık olduğuna hükmetmişler. Zavallı çocuğu çıldırdı sanmışlar. Prensse sabahtan uyanıyor, biraz ızgara balık yiyor adalarda avlanmaya gidiyormuş. Sık sık balık ve deniz ürünleri yediği için hem akıllı hemde sağlıklıymış.
Bir gün okyanusta çok büyük bir fırtına kopmuş. Kral ve Kraliçe tüm halkını toplayıp hemen süzülerek okyanusun en derinliklerine inmişler. Amaçları fırtına geçene kadar gizlenmekmiş. Saraylarında yemiş içmiş, mısırlar patlatmış eğlenmiş gülmüşler. Nasıl olsa onlar için bir zorluk yokmuş. Çünkü deniz altında ve üstünde yaşayacak güçleri varmış.
Parası olmıyanın gölge ınsan olduğunu anlıyalı hani olduda belkide ben inanmak istemedim..
Dişim fena ağrıyor..Bir öğle vakti yola çıktım yani bu diş dolarmı dolmazmı bilmemde yolda iyice sıkıldım bunu düşünüp..
Zaten dişlerimin çoğu dolgu veya kancalı..Tabiki özel hastaneye gitmek sadece muayene gir çık bin tl ..Bende aklımca kafayı çalıştırdım ve devlet hastanesine yollandım...
Büyük şehir İzmir kalabalık sıra falan derken saat dörtlere geldi...
İçerde canından bezmiş bir bayan doktor gözlüklerinin terini siliyor..Ben hemen gelip gösterdiği koltuğa kuruldum azı dişimi gösterip çürük falan diye mırıldandım.
.Üstüme abanıp iyice dişime odaklandı ,birazda kilolu ,vakit te geç olmuş epey de yorulmuş..
Filizin Kesik o ses yine kulaklarında …''E kızım eeee''..
Kadın yalpalayarak ayağa kalktı. Pencereye doğru yürüdü..Kimbilir Nevvale onu bulup evine getirmese kapısını açmasa beklide ölmüştü...
Otuz beş yaşında daha..
Oysa ruhu öyle yorgun ve bitkindiki..
Saçları darmadağın koyu kahverengi kısa lüleler omuzlarında..Kimbilir kaç haftadır hiç tarak görmemişti..
Çocuk yuvasında geçen bir çocukluk ve sonrası..İçkiyle başlayan ardından bu kahrolası madde..




-
İrfan Yılmaz
Tüm YorumlarSayın Belgin Sönmez, yazılarını yıllardır okuduğum ve beğendiğim şair ve yazardır. Şiir, sanat ve gönül sayfasına; Sevgi saygı ve başarı dileklerimi bırakıyorum.