Süzülüyor damla pamuk kepçeden
Bekliyoruz ha yağdı ha yağacak
Güneşimiz bu karanlık geceden
Sıyrılarak ha doğdu ha doğacak
Yıldızlar bu acı ile sararmış
Anaların yürekleri kararmış
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Hak İçin Haykır Oğul
Seni sana terkeyle çevir O’na yüzünü,
Kâsen dolar rengârenk nur yağar perde pere,
Kapan secdeye kapan! Arala kalp gözünü,
Yol garip, dava garip, bir mazi ki yerlerde,
Suffe Ashabı gibi Nebiyi düşün oğul,
Yırt zulmeti vecd ile! Kâfidir yaşın oğul.
Düşün Bedir’i düşün, yardım gelir melekten,
Suffe Ashabı gibi Nebiyi düşün oğul,
Gençliğini taçlandır hızlı koş gelecekten,
Yırt zulmeti vecd ile! Kâfidir yaşın oğul.
Yetim kalırsan şayet açılır sırlı kapı,
Poyraz esmeye başlar eser güllerin gülü,
Sarıl Kuran’a sarıl var edenin hitabı,
“Nurlu Yetimi” düşün çilelerle örgülü,
Pür nefes tövbe eyle, gelen himmettir oğul,
Kalk yürü yavaş yavaş hizmet nimettir oğul.
Dünya bizi bekliyor biz yeteriz biz bize,
Pür nefes tövbe eyle gelen himmettir oğul,
Balı arıyı düşün karıncalar diz dize,
Kalk yürü yavaş yavaş hizmet nimettir oğul.
Amansız bir yürüyüş kutsallar yağmalanmış,
Karıştık gidiyoruz inançsızlık diz boyu,
Öğütüyor gencimi kalanlar damgalanmış,
Bir tufan ki esiyor çılgınlıklar kop koyu,
Kalk yiğidim kal hele! Yeniden doğrul oğul,
Zaman mekân dinleme şahadet yoğrul oğul.
Beyaz at seni bekler çok yolun var aşacak,
Kalk yiğidim kal hele! Yeniden doğrul oğul,
Emanetler sendedir yerine ulaşacak,
Zaman mekân dinleme şahadet yoğrul oğul.
Yüzün olmuş sapsarı bakışların karanlık,
Mağlubiyet ard arda sanki Uhud bu acı,
Mütevekkil gül yüzlüm taht kurdu kahramanlık,
Ümitsizlik yok hâşâ Yâr yoludur ilacı,
Yoldaşın kim dostun kim, zincirleri kır oğul,
Nefsin sussun sen bağır! Hak için haykır oğul.
Sen mahlûksun hem aciz nefsinle boğulursun,
Yoldaşın kim dostun kim, zincirleri kır oğul.
İblis galebe çalar dilsiz şeytan olursun,
Nefsin sussun sen bağır! Hak için haykır oğul.
15.01.2007 Bursa
Ömer Ekinci Micingirt
http://www.omerekincimicingirt.com/
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta