Bekleyen Aşk Sözleri

Aşk Aşkın Şehri Ordu
7376

ŞİİR


72

TAKİPÇİ

Bekleyen Aşk Sözleri

Ordu’da kış
denizi bile ağır konuşturur.
Dalgalar,
bir filozof gibi aynı cümleyi tekrarlar:
“Beklemek,
sevmekten daha uzun sürer.”
Çınarlar susar burada.
Ama susuşları sıradan değildir;
Kafka’nın kapısına benzer:
İçeri girersin sanırsın,
içerisi hep biraz ertelenir.
Ben seni
bir şehrin içinde değil,
bir mevsimin içinde bekliyorum.
Kaldırımlar ıslak,
sokak lambaları sarı;
ve her sarı ışık
biraz yoksulluk,
biraz umut.
Tolstoy’un sabrı gibi:
kırmadan,
yormadan,
ama asla vazgeçmeden.
Sana dokunamadığım günlerde
aklım seni düşünmüyor,
seni inşa ediyor.
Bir insanı özlemek
bazen onu yeniden yaratmaktır.
Ve ben seni
her gece
daha doğru bir hâle getiriyorum.
Tenin…
adını söylemiyorum.
Çünkü adını söylersem
yakınlaşmak zorunda kalırım.
Yakınlaşmak ise
bu kışın ortasında
en büyük cesaret.
Ama bedenim
sana karşı çok dürüst.
Bir rüzgâr estiğinde
sanki saçın geçiyor ensemdən.
Bir vapur düdüğü duyulduğunda
kalbim bir an
“geldin” sanıyor.
İşte en tehlikeli şey bu:
Kavuşmadan önce
kavuşmayı yaşamaya başlamak.
Shakespeare’in pazarında
bu aşka reklam yapılırdı:
“Bir insanı
hem akılla hem delilikle sevmek mümkündür.”
Benimki öyle.
Hem ölçülü,
hem taşkın.
Çünkü sen
bende iki şeyi aynı anda uyandırıyorsun:
Ahlâkı
ve arzuyu.
Ben seni isterken
kötü biri olmuyorum.
Sadece
daha canlı biri oluyorum.
Ve Kafka’nın dediği o karanlık gerçek
bir kez daha yüzüme çarpıyor:
İnsan bazen
tam kapının önünde
en çok içeri girer.
Kavuşamamış olmamız
aşkımızın eksikliği değil.
Bu, aşkımızın
metafiziği.
Bizim aramızda
bir mesafe yok sadece,
bir anlam var.
O anlam
kışın ortasında bile
üşümüyor.
Çınarların altından geçerken
gökyüzü bana eğiliyor.
Sanki şehir diyor ki:
“Bu sevgi
burada büyür.”
Ordu’nun denizi bile
bunu biliyor.
Ve ben
geleceğe ışık tutacak kadar
inatla seviyorum seni:
Bir gün
bu kış bitecek.
Kavuşma
bir mucize gibi değil,
bir sonuç gibi gelecek.
Çünkü bazı aşklar
tesadüfle değil,
sabırla kazanılır.
Ve ben
o sabrı taşıyorum.
Sen gelince
ben sana koşmayacağım.
Çünkü koşmak
bu aşkı küçültür.
Ben sana
yürüyerek geleceğim.
Ağır,
zarif,
ve bütün haklılığımın içinde.
Sonra elini tutacağım.
Örtük bir şekilde.
Ama herkes anlayacak.
Çünkü bazı kavuşmalar
sessiz olur—
ama şehirler bile
duyar.
Aşk

Aşkın Şehri kışı
ağır konuşturur:
“Beklemek,
sevmekten daha uzun sürer.”
Çınarlar susar
ama susuşları sıradan değildir;
içeri girersin sanırsın,
içerisi hep biraz ertelenir.
Aşk

Ben seni
bir şehrin içinde değil,
bir mevsimin içinde bekliyorum.
Aşk

Kaldırımlar ıslak,
sokak lambaları sarı
ve her sarı ışık
biraz hasret,
biraz umut.
Ali'nin sabrı gibi
kırmadan,
yormadan
ama asla vazgeçmeden.
Aşk

Bazen
kalbim bir an
“geldin” sanıyor.
İşte en tehlikeli şey bu:
Kavuşmadan önce
kavuşmayı yaşamaya başlamak.
Aşk

“Bir insanı
hem akılla hem delilikle sevmek mümkündür.”
Benimki öyle.
Hem ölçülü,
hem taşkın.
Çünkü sen
bende iki şeyi aynı anda uyandırıyorsun:
Ahlâkı
ve arzuyu.
Ben seni isterken
kötü biri olmuyorum.
Sadece
daha canlı biri oluyorum.
Aşk

Aşkımızın
metafiziği bu:
Bizim aramızda
bir mesafe yok sadece,
bir anlam var.
O anlam
kışın ortasında bile üşümüyor.
Çınarların altından geçerken
gökyüzü bana eğiliyor.
Sanki şehir diyor ki:
“Bu sevgi
burada büyür.”
Ordu’nun denizi bile
bunu biliyor.
Aşk

Evet, ben
geleceğe ışık tutacak kadar
inatla seviyorum seni:
Bir gün
bu kış bitecek.
Kavuşma
bir mucize gibi değil,
bir sonuç gibi gelecek.
Çünkü bazı aşklar
tesadüfle değil,
sabırla kazanılır.
Aşk

Ben sana
yürüyerek geleceğim.
Ağır,
zarif,
ve bütün haklılığımın içinde
bazı kavuşmalar
sessiz olur
ama şehirler bile
duyar.
Aşk

Ordu’da iskeleye iniyorum.
Kış, denizi bir düşünceye çevirmiş.
Dalgalar bile konuşmuyor;
sadece aynı soruyu tekrar ediyor:
“Bir insan,
gelmeyen birine
ne kadar sadık kalabilir?”
Ben cevap vermiyorum.
Çünkü cevabım sensin.
Aşk

İnsanın bedeni
bazen akıldan önce inanır.
Sen yoksun
ama yokluğun
tenime kadar geliyor.
Aşk

Aşk,
birine kavuşmak mı,
yoksa kavuşamadan da
onu seçmek mi?
Aşk

Aşk olmazsa
yaşam,
sadece nefes almaktır.
Aşk

Seni sevmeyi
bir duygu sanmıştım.
Meğer aşk,
aklın en zayıf yerinden giren
en güçlü hakikatmiş.
Sen gelmeyince
şehir büyümüyor.
Şehir,
sadece uzuyor.
Kış gibi.
Deniz gibi.
Bir cümle gibi
tam bitecekken kırılan.
Aşk

Zaten aklımı taşımıyorum,
artık seni taşıyorum.
Bazı sorular
sadece bir insan ister.
Aşk

Aşkı felsefe sananlar
çok yanılıyor.
Aşk, felsefeyi bile aşar.
Çünkü felsefe
dünyayı anlamaya çalışır.
Aşk ise
dünyayı anlamsız bulup
bir tek insanda ısrar eder
ve ısrarım sensin.
Benim aklıma yapılmış
en güzel itiraz.
Aşk

Bir gün
kavuşursak…
Dünya susacak.
Çünkü iki insanın
birbirine yaklaşması
evrenin bütün gürültüsünü
ayıp çıkarır.
O gün sana şunu söyleyeceğim:
“Seni beklerken
yalnız kalmadım,
kendimden vazgeçmeyi öğrendim
ve bu,
insanın öğrenebileceği
en ağır bilgi.”
Aşk

Bir Gün
Bir gün
kavuşursak…
Dünya susacak.
Çünkü iki insanın
birbirine yaklaşması
evrenin bütün gürültüsünü
ayıp çıkarır.
O gün sana şunu söyleyeceğim:
“Seni beklerken
yalnız kalmadım,
kendimden vazgeçmeyi öğrendim
ve bu,
insanın öğrenebileceği
en ağır bilgi.”

Zaten aklımı taşımıyorum,
artık seni taşıyorum.
Bazı sorular
sadece bir insan ister.

Zaten aklımı taşımıyorum,
artık seni taşıyorum.
Bazı sorular
sadece bir insan ister.

Seni sevmeyi
bir duygu sanmıştım.
Meğer aşk,
aklın en zayıf yerinden giren
en güçlü hakikatmiş.
Sen gelmeyince
şehir büyümüyor.
Şehir,
sadece uzuyor.
Kış gibi.
Deniz gibi.
Bir cümle gibi
tam bitecekken kırılan.

Zaten aklımı taşımıyorum,
artık seni taşıyorum.
Bazı sorular
sadece bir insan ister.

Zaten aklımı taşımıyorum,
artık seni taşıyorum.
Bazı sorular
sadece bir insan ister.
Aşk

Seni öpmek istemiyorum,
aklımdan çıkarmak istiyorum
ama olmuyor.
Çünkü sen
bir insan değilsin artık,
sen
benim düşüncemin
en güzel hatasısın.
Aşk

Bedenim…
sana yaklaşınca
kendini unutuyor.
Ben buna
ahlâk demiyorum.
Ben buna
kaderin çıplak hali diyorum.
Aşk

Cemal gibi
lafı hafifletiyorum:
“Bir şey yok,” diyorum,
“Geçer.”
Ama içimde
Puşkin’in tabancası var:
ya vuruyor
ya vuruluyorum.
Aşk

Seninle konuşurken
dil,
sadece kelime değildi;
Dil,
iki insanın arasında
yavaşça soyunan bir perde.
Aşk

Bir gün
kavuşursak…
Büyük bir şey olmayacak.
Ne şiir patlayacak,
ne gök yarılacak.
Sadece
benim içimde
yıllardır sürgünde olan o çocuk
evine dönecek.
Ve ben,
ilk kez
kendi bedenimde
barış imzalayacağım.
Aşk

Gözlerin…
bir bakış değil.
Gözlerin
insanın içini soyan
bir hakikat.
Ve ben
o hakikatin karşısında
şık bir yenilgi giyiyorum.
Aşk

Bedenim sana dair
çok şey biliyor.
Ben bilmiyorum.
Ben hâlâ
ahlâk diye bir şey var sanıyorum.
Oysa sen
yaklaşınca
ahlâk bile
üstünü düzeltiyor.
Aşk

Bu kadar özlem
insanı iyi yapmaz.
Zaten iyi olmak istemiyorum,
yakın olmak istiyorum.
Gurur var bende:
Seni istemeyi
kendime yakıştırıyorum.
Çünkü bu,
bir zayıflık değil.
Bu,
en şık delilik.
Aşk
Sana dokunmayı
artık düşünmüyorum.
Sana dokunmayı
özlüyorum.
Bu daha ağır.
Aşk

Ben seni beklerken
yanmayı öğrendim.
Aşk

Beklemek
Ben seni beklerken
yanmayı öğrendim.
Gözlerin…
bir bakış değil.
Gözlerin
insanın içini soyan
bir hakikat.
Ve ben
o hakikatin karşısında
şık bir yenilgi giyiyorum.
Sana dokunmayı
artık düşünmüyorum.
Sana dokunmayı
özlüyorum.
Bu daha ağır.
Sana dokunmayı
artık düşünmüyorum.
Sana dokunmayı
özlüyorum.
Bu daha ağır.
Bu kadar özlem
insanı iyi yapmaz.
Zaten iyi olmak istemiyorum,
yakın olmak istiyorum.
Gurur var bende:
Seni istemeyi
kendime yakıştırıyorum.
Çünkü bu,
bir zayıflık değil.
Bu,
en şık delilik.
Sana dokunmayı
artık düşünmüyorum.
Sana dokunmayı
özlüyorum.
Bu daha ağır.
Sana dokunmayı
artık düşünmüyorum.
Sana dokunmayı
özlüyorum.
Bu daha ağır.
Aşk

Konuşmadım.
Sadece
bir adım daha yaklaştım
ve aramızda
o kadim şey kaldı:
Ateşin terbiyesi.
Aşk

Ten dediğin
ne kadar ince bir kapıymış.
Bir kere açılınca
insan
içerideki bütün karanlığı
ışığa çıkarıyor.
Aşk

Senin elin
bende,
benim aklım
sende kaldı
ve ikisi de
geri dönmedi.
Aşk

Aşk Aşkın Şehri Ordu
Kayıt Tarihi : 7.2.2026 00:43:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!