Masada iki fincan kahve vardı
Oysa tek başınaydı
Belli ki beklenip gelmeyen biri vardı
Hava soğuk hava ayazdı
Üşüyen ellerinin farkında bile değildi
Bir âmânın bakışkarı kadar kör
Anlamsız bakışlarla
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Hüznü okuru etkiliyor.
Yüreğinize sağlık.
Umudun beklentisidir kahroluşlar. Güzel gözler yol bekler, dağların yeşili, denizlerin nehiri beklediği gibi. Dağ yeşile kavuşur, nehir denize ulaşır, ama heyhat şu insanoğlu bir gariptir ki hiç anlaşılmaz. Leyla hanım yine harikalar yaratmışsınız. Duygularınız bir ırmak gibi çağlamış, derya deniz olmuş. Bu harika dizeleri ve sizi kutlarken tam puanla sayfamda yine bu şiiriniz. Saygım ve sevgimle kalın.
Ruhi HATUNOĞLU
Güzeldi sevgili Leyla beğeniyle okudum.
Sevgiler
Hanımefendi
ŞAHANE bir amlatımdı. Çok severek iki kere okudum. Kutlarım ALKIŞLARLA gönülden. Tam puan gönül bahçemden.
Şehrin karanlık kalabalığında tek başına
Hüzünleriyle birlikte kayboldu
Arkasından baka kalmıştım
Sol yanım sancıyordu
Ben miydim giden yoksa!
Yoksa!
Kalıp ardımdan bakan o muydu?
Gönül bahçemden gönül bahçenize 1001 renk çiçek yolluyorum. Kabul buyurunuz lütfen.
Saygılar...
Âlimoğlu
Hesabı ödeyip toparlandı
Kaçmak istercesine kendinden her şeyden
Kimsesiz bir çocuğun gölgesine sığınıp
Tarifsiz acılarını yüklenerek
Şehrin karanlık kalabalığında tek başına
Hüzünleriyle birlikte kayboldu
Arkasından baka kalmıştım
Sol yanım sancıyordu
Ben miydim giden yoksa!
Yoksa!
Kalıp ardımdan bakan o muydu?
.................Beklemeyi bilmeli insan Eğer beklenen gelekse.
O meçhul yolcu gelecek diye bekler ya hancılar
Beklenen gelmeyince başlar ya sonsuz sancılar
Benimde işte böyledir içimdeki buruk acılar
Sanma şeker şerbet içinde balı sevdim
Gülüm baldan tatlı biçimde sen varsın
Tam puanımla selam ve saygılar sunarım
Bir 3. şahısmış gibi insanın kendi hüznünü öyküleştirmesinin çok güzel bir örneğiydi, bu anlamlı hüzün yüklü şiirsel öykü, kutlarım Leyla Hanım. SEvgilerimle esen kalın! (10on)
güzeldi tebrikler
çok hoş ve sıcak bir şiir olmuş..çok güzeldi tbrk.ler
Masada iki fincan kahve vardı
Oysa tek başınaydı
Belli ki beklenip gelmeyen biri vardı
Hava soğuk hava ayazdı
Üşüyen ellerinin farkında bile değildi
Bir âmânın bakışkarı kadar kör
Anlamsız bakışlarla
Öylesine çalmayan telefonuna bakıyordu
Sonra martıları seyre koyuldu
Bir ara bir şeyler arar gibi başını kaldırıp
Yağmur bulutları yüklenmiş gökyüzüne baktı
Gökyüzü kadar yalnızım diye mi mırıldandı ne
Yüreğinde çoğalan buzlu bir hüzün
Gözlerine yansımaktaydı
Öylece bakarken sessizce gökyüzüne
Kimsesiz, unutulmuş ve sahipsiz
İki damla yaş süzüldü gözlerinden
Soğuktan üşüyen elleriyle yaşlarını silip
Dudaklarının ucuyla yavaşça garsonu çağırdı
Soğumuş fincanları toplarken garson
Hesabı ödeyip toparlandı
Kaçmak istercesine kendinden her şeyden
Kimsesiz bir çocuğun gölgesine sığınıp
Tarifsiz acılarını yüklenerek
Şehrin karanlık kalabalığında tek başına
Hüzünleriyle birlikte kayboldu
Arkasından baka kalmıştım
Sol yanım sancıyordu
Ben miydim giden yoksa!
Yoksa!
Kalıp ardımdan bakan o muydu?
-İki yüreğinde sancısıydı belkide kimbilir...güzel dizelerinizdeki hüzünlerde ellerim ve yüreğim üşüdü...yüreğinize sağlık..
Leyla hanım duygulu bir şiirdi tebrikler
Beklenen belki gelir diye bekleriz
Beklemekten ben usandım
Hadi gel yar gel hadi gel
Yandım ateşine yandım
Hadi gel yar gel hadi gel
Bir şiirimden bir dörtlük ekledim Saygılarımla
Bu şiir ile ilgili 76 tane yorum bulunmakta