'Sıkılmış Yumruklarla El Sıkışamazsınız.'
Bekle sen,
Bekle ey sevdasız.
Can pazarından döner gelirim elbet.
Bilesin ki
Bu yollar,
Bu dağlar unutmaz ihaneti.
Bu caddeler, sokaklar
Bugün seviştim, yürüyüşe katıldım sonra
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!
Devamını Oku
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!




BU ŞİİRİN MISRALARI
***************************
Bu şiirin hikayesi başlığı altında şairin verilerini
okuyoruz. Konu, *zaman pusuda* olsa gerek.
Şiirin başlangıç mısraları bir tutkunun haykırışı,
erişilmezin üstesinden gelineceğine yapılan
göndermenin politikasını seslendirmektedir. Şair
bu haykırışı- miting meydanları yine dolacaktır,
karanlık mutlaka ışıyacaktır, çünkü bu sevda
benim vazgeçilmezimdir diyor ve *Bu bilek/Daha
ne sevda tohumları eker* inancıyla şiiri bağlıyor.
Şiir bağlanmış gibi görünsede, bana bitmemiş bir
şiir izlenimi veriyor.
Anladığım kadarıyla BU ŞİİRİN MISRALARI
gerçekçi düşünce yolcularını aydınlığa çağırıyor.
Şair Resul ÜSTÜN ustaca kullandığı şiir dilini
yansıtan sözcüklerle-şiire akıcılığı vererek şair
olmanın gereğinide yerine getirmiştir. Güzeldi.
Şefik KÖROĞLU
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta