nedir canın yakan...
hakikatlere kapamıştım ya o zaman..
aşk gözün körmü etti dersin...
zannedersin...
yanlış yerde ararsın zaten, hep gerçeği...
nasihate sağırdır nefs...
Sevilen..kaldımı iklimi bozulmuş dünyada..
Selâmı yaymaktaki duruşlarımız, seviyorum derken acaba aynadaki kendimize mi bakar olduk..
Hergüne bıkkınlık yayan şu yoksun ruhlar,
Bahanemiz olup zaten hak etmiyor deyişlerimiz..
Yankısı nesilden nesile bulaşan kötü gözlü nefislerimiz...
Seven kaldımı, sırf iyi kalabilmek uğruna inanıyorum diyen kalplere güvensizlik ekenler..
Yaşamaktan uzak, ölüme yakın..
Aysız bir gecenin, denizsiz gelgitlerindeyim..
Kuşanmak gerekir, olmayan savaşın silahlarını..
Mevziler yok, siperler kayıp..
Kimsenin duyamadığı çıglıklarımı bırakıyorum..
O meydansız boşluklara...
Bu akşam yine üzgünüm
Geçmişin uzun gölgesini gördüm
Daha güneş bile doğmamışken
Sanki tan kızıllığını gösterdi levha gibi...
Bu akşam dert akşamı
Ne olduğunu söyleyemeden
Kelimeler çıkmıyor dilimden
Boğuyor bazı vakitler...
İnsanın aklı ve kalbi savaşır mı?
Hiç bitmeyen bir muharebedeyim...
Bazen olur, yapabilirim derken
Arkasına saklanan itirazı susturamıyorum...
Ve bir başka yolculuğa çıkar insan,
İçinde yarım bıraktığı tüm o öykülerle.
Leyli hüzün, mağribi pusula..
Daha yürümek gerek evet,
Ayakların gidebildiği,
Ne ve kim olduğunu bulana kadar yürümek...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!