Sanatçı Şair Yazar Eğitmen Ozan ŞİAR Ağdaşan
Ömrü kurban etti, bayramsız geçti
Bir gün görmedi ki ‘Bayramsız Bayram’
Gözyaşından ‘kadeh etti’, el içti…
Bir set örmedi ki ’Bayramsız Bayram’
Eller bayram etti, Bayram postundan
Eşleşmedi eşinden ve dostundan..
Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili. O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır. Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur. Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar. Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular yoktur. Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili. İnsan bir başka ışığa teslim olur...
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...
Devamını Oku
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




EĞER ÜZERİNE BOMBA YAĞANLARI DÜŞÜNMÜYORSANIZ,
SİZE İYİ BAYRAMLAR,
DEPREMDE AÇ-AÇIKTA KALANLARI DÜŞÜNMÜYORSANIZ,
SİZE İYİ BAYRAMLAR.
AFRİKA'DA AÇLIKTAN KARNI ŞİŞ BEBELER RÜYANIZA GİRMİYORSA,
SİZE İYİ BAYRAMLAR.
UFKUNUZ KAFKASLARI, ÇEÇENYAYI,KERKÜKÜ-MUSULU ALMIYORSA,
SİZE İYİ BAYRAMLAR.
SOKAKTA SITMA TUTMUŞ GİBİ TİRTİR TİTREYEN, SOKAK ÇOCUKLARI
SİZİN SORUNLARINIZ İÇERİSİNDE YOKSA,
SİZE İYİ BAYRAMLAR.
KISACA YÜREĞİNİZİN ELLERİ DÜNYANIN HER BİR YANINDAKİ MAZLUM- MAĞDUR VE ÇARESİZ KARDEŞLERİNE UZANMIYORSA,
SİZE İYİ BAYRAMLAR.
KALIN SAĞLICAKLA..
MORİNA
Ömrü kurban etti, bayramsız geçti
Bir gün görmedi ki ‘Bayramsız Bayram’
Gözyaşından ‘kadeh etti’, el içti…
Bir set örmedi ki ’Bayramsız Bayram’
çok güzel efendim.selamlar
Bu şiir ile ilgili 2 tane yorum bulunmakta