Bayram dedikleri; neşesi duvarlara sığmayan, sofrasında kahkahası eksilmeyen, kapısı sevgiyle ve büyük bir hürmetle çalınan o şanslı mutluluk sahipleri içindir.
Oysa benim gibi kimsesizliğin o dipsiz ve kör kuyusunda, bir başına sabaha uyananlar için bayram; sadece takvimde değişen ruhsuz ve soğuk bir yaprak, yürekte ise her sene biraz daha katmerlenen, her bayram sabahı biraz daha derinden kanayan kadim bir sızının adıdır.
Herkes en güzel bayramlıklarını kuşanıp, yüzünde umut dolu bir tebessümle en sevdiklerine, sığınacakları o sıcak limanlara koşarken; ben tozlu raflarda kalmış eski ve kırgın anılarımı sırtıma hırka niyetine sarıp ıssız sokaklarda kendi gölgemle bayramlaşıyorum.
Mutluluk denen o uzak ve yabancı iklim, benim coğrafyamdan göç edeli, rotasını benden sonsuza dek çevireli çok uzun zaman oldu. Benim payıma düşen bayram; sessizliğin o en ağır, en koyu tonunu kendi iç sesimde dinlemek ve bir daha asla gelmeyecek olanların yolunu, nemli gözlerle her köşe başında, her kapı eşiğinde beyhude yere beklemektir.
Gibi alırken kalemi elime
Beceriksiz, acemi ve olasıya
Yapayalnızım her defasında
Bu sonuncu olsun diyorum




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta