BAYRAM HIKÂYESİ...
Memleketten çıkıp gurbete gelmiş
Eski bayramlardan bir bayram olsa
Kükreyince sesi dağları delmiş
Eski bayramlardan bir bayram olsa
Şimdi neredesiniz onlu yaşlarım
Şahsiyet abidesi arkadaşlarım
Her günüme bayram diye başlarım
Eski bayramlardan bir bayram olsa
Bayram sabahı duaya açılan eller
Evlerin kapısını çalan bülbüller
Her bahçede bayram günü açardı güller
Eski bayramlardan bir bayram olsa
Bayram demek yeni elbiseyi giymekti
Lastik ayakkabıları yenilemekti
Yemeğin en lezizi o sabah ki yemekti
Eski bayramlardan bir bayram olsa
Tapa tabancasıyla adam devrilir
Kan ter içindeyken çember çevrilir
Tüm mahalle yün yumağı gibi evrilir
Eski bayramlardan bir bayram olsa
Sadece misketle on çeşit oyun
Irmağın kenarında rast gele soyun
Kaldırımda bilyelinin sesini duyun
Eski bayramlardan bir bayram olsa
Mermi sıkar gibi girabolu sık
Borudan silahların sesi çok kısık
O mermiyi yiyenin suratı asık!
Eski bayramlardan bir bayram olsa
Her bayram ilk ziyaret hep Ehli kubur
Mezarlıktaydı o zaman huşu ve huzur
Mazinin atinin ölçüsü budur
Eski bayramlardan bir bayram olsa
Unuturmuyum Pınarbaşı'nın sinemasını
Bayram günü seyrederdik filmin hasını
Söylerdim her sözün hülasasını
Eski bayramlardan bir bayram olsa
Anam, babam, gardaşım, bacım
Yarama merhemdi, sancıma ilacım
Ben şimdi o bayramlara muhtacım
Eski bayramlardan bir bayram olsa...
E.TOPRAK...
Kayıt Tarihi : 19.3.2026 23:05:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!