İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya;
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.
Devamını Oku
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.
Ankara’ya kuş uçuşu yüz kilometre uzakta, dere boylarında söğüt ve kavak, çatıları çinko kaplı, toprak damlı ya da al kiremitli, sadece görünümüyle değil, unutulmuşluğu ve yalnızlığıyla birbirinin benzeri, kırlarında rüzgarların türkü söylediği, Anadolu'nun bağrına serpiştirilmiş,”haritalarda yer almayan” köylerden birinde dünyaya açmışım gözümü.
Babam, okuma yazma bilmezdi. Çok sonraları Ankara’da yanımıza gelip gitmeye başladığında oturduğumuz semte gelen belediye otobüslerinin ismini ...



