Her Başlangıç
her başlangıç bir sondur aslında bir öncekinin sonu şimdinin başlangıcı…aşk ta böyle başlar işte…aynı anda hem sondur hem de başlangıç…aynı zamanda bir sonun başlangıcıdır iyi yada kötü…iyiliği kötülüğü bize kalmıştır sonun biraz da…nasıl istersek içimizden ne geçerse oraya yönlendiririz aşkın sonunu…bir martı gibidir aslında maviliklerin üzerinde ucan…her geminin peşinden gider atılan bir simit parçası görebilmek hatta biraz da şanslı ise yiyebilmek için…tabi sonra…sonra geminin peşini bırakmaz eğer bir şeyler verildiyse ona karşılıksız, katışıksız…ve, ve bir gün eğer yem vermeyi keserseniz hemen bir başka gemi aramaya koyulur…ama onunla yaşadığınız yolculuğu unutamazsınız…geminize hapsetme şansınız da vardır onu öldürme şansınız da yada onu uzaktan attığınız yemleri yerken de…gecenin bir yarısı çocuğuna bakmaya kalkan bir anne gibidir aşk onu özlersiniz özlediğiniz kadar da merak edersiniz onu…hiçbir şey olmaması için ona elinizden gelen her şeyi yaparsınız…yaparsınız da bazen yaranamazsınız…aşk ta yarın yoktur…tabi bugün de…aşkta sadece “o” an vardır önemli olan da “o” an dır zaten…beklide bir sonra ki hiç olmayacak-oldurulmayacak…olmayacak anları düşünmekten ve yaşamaktansa olanlarla idare edebilmeli insan…her bir ileri safhaya geçilmek istenmemeli…az da yada normal ölçülerle de yetinmeyi bilmeli…karşılık beklemeden sevmeli insan…sevdikçe çoğalmalı senlere,benlere ve bizlere…nerede olduğunu bilmeden öğrenmeden peşinden koşmalı askın…yakalarken kaçırmalı ve tekrar koşmalı yakalamak için bu böyle sürüp gitmeli beklide…aşkın özünde beklide hep pesinden koşmak var birilerinin yada bir şeylerin…ayrılıkta sevdaya dahil derdi yazarın biri bir yerlerde…beklide ayrılık sevdanın özü…beklide gerçek aşk ayrılıktan ibarettir yada hiç elde edememekten…o zaman elde ettiğimiz hiçbir şeye aşık olamayacağız demektir…ben sana aşığım…aşığım sana aşık olmama…ve aşığım senin bana aşık olmamana…aşığım senin aşıksızlığına…29’un en değerli 3’lusu satışa çıktı da alan yok ortalıkta…yok fiyata satılıyor da alan yok…geri vermeyin istemem ben çok kullandım hem, hem satılan mal geri alınmaz derler bilmezmisiniz…kandıramazsınız 2.kez düşmem bu tuzağa bi daha...aşık olamam sana…aşk acıdır sevgili ben çektim ve sıramı saldım sıra sende…eğer cesaretin varsa sen satın al ve gel bana elinde aşkla…seni çiçeklerle karşılarım…en sevdiğin kıyafetimi giyerim senin için…en güzel kokularımı sürünürüm senin uğruna…sen gelmeden kapıda seni beklerim…benlikten çıkar senlikte kaybolurum yeter ki sen al aşkı başkası kapmadan…sana satsınlar aşkımı…alırsan ben şımartırım seni, senin yerine ben…ben koşarım bütün savaşlara…çiseleyen yağmurun hiç fark ettirmeden ıslattığı gibi ıslatırım yüreğini sevgimle…boğarım sana gelen bütün kötülükleri sevgimle…sevgimle delerim Ferhat,keremin deldiği yerleri…ben de yakarım Roma’yı senin için…bende dünya savaşları çıkartırım uğruna kendi içimde…ya sen…sen neler yaparsın benim için? iste büyük soru…ya sen? özler misin beni benliğim yanındayken…sarılır mısın kendine sarıldığın gibi? çıkartır mısın savaşları uğruma? savunur musun beni başkalarına? öper misin beni delice? saatlerce sırf benimle konuşmak için konuşabilir misin acaba? seni seviyorum diye haykırabilir misin kalabalığa karsı? saat 3 yoksun? belki 4te bile gelmeyeceksin belki de gelmek aklına gelmeyecek…gelsen de ne fark edecek…bana olan sevgini ben anlayamazsam yada hissedemezsem onun faydası ne yada sadece senin kendi içinde yaşamanın anlamı ne? çocuk düşündü bütün gece düşünde bunu…düşünceler içinde kayboldu…kayboldukça düşündü…bazen ne düşündüğünü dahi anlamadan düşünmeye devam etti…her son bir başlangıç olduğuna göre çocuk sonun başlangıcındaydı…bir an duraksadı…düşündü düşünde dünü bugünü…sonra derin bir nefes ve mutlu son…ağzından çıkan son kelime…evet…”tanrı karşılıksız sev demişti evet ama ya onun sevdikleri birini karşılıksız seve bilmiş miydi? bunu tanrıdan başka kimse bilemezse nasıl öğrenecekti…bir ekmek uzattı bankın yanında yer kalmadığı için çömelen adama…bir ekmek sadece bir ekmek yetti adamı mutlu etmeye…çoğumuz için önemi olmayan bir ekmek yetti adamı mutlu etmeye güldürmeye belki de hayata bağlamaya…bir yarım ekmek yetti adamı mutlu etmeye…bana da yeterdi elbet vermesini bilen biri olsaydı elindeki milyonlarca ekmekten bir tane…gözüne baktım içtenlikte…bir kırıntı almak için…keşke verseydi dedim yanımdan usul usul uzaklaşırken o biri…umarım sevgiyle kalır dedim yanımdan geçip giderken o biri…köşe başında birine aşık oldu o biri…benim olmadığım birine…o biri ile benim olmadığım diğer biri birlikte mutluluğu yakaladılar benim gibi birinden habersiz…ben mi ne oldum? ne yapacaksınız benim gibi birini…boş verin unutun tüm insanların unuttuğu gibi beni…
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta