Kazanmaya,savunmaya çalışırken seni,
kaybettim kendi benliğimi...
Hükümsüzüm şimdi,
Bulursan senin olsun...
Sayarken, çok severken seni,
kollamaya çalışırken bir ağabeyi,
istedim ki uzak olsun beladan,
kurt dolanmasın kınalı kuzularına...
Sarmamışken henüz yaralarımı,
bir de sen tuz bastın,
kırmızımın üstüne,
Döndün sırtını er meydanına.
tuz biber oldun kurtlar sofrasına...
Afiyet olsun...
Kaybettin kardeşini, yanmadı ciğerin,
boğulurken bataklıkta, görmedi gözlerin...
Davasına düştüm canımın,
sevdasına düştüm kanımın,
Halel getirmemek için kardeşliğe,
siper ettim yaralı bedenimi,
Cesur Yürek misali,
Mücadele ettim düşmanlarımız için,
Peki ya sen...
Saf tuttun Onlarla,
Alkış tuttun sana sövenlere...
Göz yumdun uzun saçlına atıp tutanlara,
Sen, nankörce küf tuttun,
yaralı yüreğimin demir parmaklıklarında...
Yazıklar olsun!
Heyhat! Gözlerinde at gözlüğü,
Kulaklarında, avaz avaz bağırmaklı
tembel Ağustos böcekleri...
Uyuşmuş beynin, çözülmez buz dağı,
Göremiyorsun,duyamıyorsun,düşünemiyorsun.
Sadece ahkam kesiyorsun uluorta...
Sen, bu sevgi davasında,
sanık sandalyesinde otururken,
Bir de hakimi suçluyorsun, pişkin pişkin.
Hayır olsun...
Ben, aynı filmleri yıllarca izlerken,
tekrar tekrar sığdırırken şeritlere,
Sen, ilk seansta terkettin sinemayı...
Beynamaz oldum iki cami arasında,
Abdestimi bozdum namaz kılamadan.
Ben, boks ringinde yumruklaşırken,
Sen, seyrettin beni en yüksek localardan...
Keyifler olsun...
Yoruldum, terazi kefelerinde tahterevalli oynatmaktan,
Bir koltuğa iki karpuz sığdırdım soğudukça çatırdayan...
Bir ipte iki cambaz oynattım uzun saçlılardan,
yıldırımları tepeme düşen...
İki arada bir deredeydim baldırı çıplak,
Sen ise hep asma köprülerden seyrettin beni,
altıkuru, karnı tok, sırtı pek.
Aşağı tükürsem sakal, yukarı tükürsem bıyık,
Söyledim sana,
bir gün batacaktı bu dibi delik kayık.
Ben bir sabır taşı, en kırılmazından,
Sen ise bir göktaşı, ayağı yere değmezinden.
Sen, köpeksiz köyde değneksiz gezerken,
Beni taşladı kırık dölleri en acımasızından...
Haberin olsun...
Neden çıkamıyorsun karanlığından?
Tırtıl bile senden öte,
gün sayıyor kozasından özgürlüğe...
Ey uyuyan dev!
Uyan artık,git bak aynaya,
Say, yüzündeki pişmanlık çizgilerini...
Kurtul, kan oburu vampirlerinden...
Kov gitsin ayrık otlarını gönül bahçenden...
Tertemiz olsun...
Gene bana pusulayı şaşırttın Kaptan...
Zaman tünelinin meçhul yıllarına,
boğucu zindanlarına,
yalnız ışınladın yine beni,
Ben oldum hep üzülen,
Salya-sümük, biçare yetim çocuk...
Eyvahlar olsun...
Sen salın...
Sen süzül...
Sen çakırkeyif masaların şişelerinde baş aktör...
Sefan olsun...
Sen, elleri ceplerinde,
hayatı umursamayan şımarık çocuklar gibi,
Islık çalıyorsun hala fütursuzca,
yapıştırıp tabanlarını,
zıpzıp sekiyorsun gülümseyen kaldırımlarda...
Hala aynı terane dudaklarının arasında...
Bayramın olsun...
Kardeşim! Vur artık yumruklarını masaya,
Sustur şu çenesi düşük bozuk plağı,
Değiştir içkini, meyhaneni,
gerçek sevgilere şerefe kaldır efkarınla buharlanan kadehini,
Başka hanlar da var konaklayacağın...
Ama bulamazsın sen yolunu,
Körebe yaptılar seni yıllardır,
öyle de kalacaksın.
Körelttiler ufkunu,
yerinde sayacaksın...
Arş komutu yasak sana.
Kendi rızanla,
Küstürdün kendini bütün soyağacına,
kırdın dallarını zalim ormancı,
Geçmiş olsun...
Kendi ellerinle,
Götürdün kardeşini, astın darağacına...
Başın sağ olsun...
Kayıt Tarihi : 28.3.2007 14:24:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Keşke sen de benim kadar mücadele edip, fedakarlık gösterebilseydin.Bir elden ancak bu kadar ses çıkabildi yıllardır. Belki de sendin doğrusunu yapan. Zaman, kimin haklı olduğunu elbet söyleyecektir su gibi akıp giderken...Önce ölen omuzlarda taşınacak, kardeşler birbirini mezara koyacak son yolculuğunda,pişmanlık nağmeleri sessizce düğümlenecek yutkunurken gırtlağın kör dehlizlerinde...Gerçek sevgi damlaları rahmet olup çağlayacak ıslak gözlerden kara toprağın derinliklerine...

Tırtıl bile senden öte,
gün sayıyor kozasından özgürlüğe...
Ey uyuyan dev!
Uyan artık, git bak aynaya,
Say, yüzündeki pişmanlık çizgilerini...
Kurtul, kan oburu vampirlerinden...
Kov gitsin ayrık otlarını gönül bahçenden...
Tertemiz olsun...
Güzel şiirinizi okuyorken Rusların ünlü şairi Puşkin'i okuyorum sandım. Gerek betimleme yönüyle, gerek dilin kullanım başarısıyla, her yümcenin kendisinden sonra gelen tümcelerdeki anlam bütünlüğü şiirn akıcılığını sağlamış. Konu nasıl olursa olsun, şair söylediklerin tam ve doğru anlatabiliyorsa, onun duygu ve düşünceleri okuyanlara etki edebiliyorsa şiir etkin sayma durumundayız. Kutluyorum. Başarılar Diliyorum. Tam Puan + Ant... Başrılı çalıışmalarınızın devamını dilerim.
TÜM YORUMLAR (3)