Sallandı arz-ı endam, koptu kıyamet
Evler mezar oldu, bitti selamet
Sustu bütün şehir, çöktü bir kasvet
İçimizde yanan sönmez bir sızı.
Mahşer yeridir bu, kar boran altı
Torosların başı dumanlı, kar boran olur
Kıl çadırda yanan ateş bize yaren olur
Gönül gözüyle bakanlar sırra eren olur
Yaylaların rüzgarıyla biz Anadolu'dan geldik
Sevda yüklü kervanlarla biz Anadolu'dan geldik.
Şiirimi eklemeye siteye girdim
Ekran dondu kaldı, hatayı gördüm
Bekledim başında, sabrımı ördüm
Antoloji çöktü, şiir girilmiyor.
Elimde kalemim, yazdım olmadı
Cennetti bu topraklar, bereketli bir diyar
Dağlarından aşardı gürleyen soğuk pınar
Şimdi hüzünle dolu o yemyeşil vadiler
Ne bir bereket kaldı, ne coşkun akan sular.
Gökyüzünde süzülürdü binbir türlü kuş
Zincir vursan bile, durmaz fikirler
Sözün hür değilse, manası yoktur
Zorbalıkla silmez, ruhtaki kirler
Özün hür değilse, manası yoktur.
Benim gibi düşün, demek zülümdür
Kürsüden yükselen o tuhaf nida
Sanki bir hançerdir, saplanır yâda
Yıllarca dökülen bunca kan feda
Şimdi bir davetle silinir mi ulan?
Ana, baba ağladı, ocaklar söndü




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!