Yoktur içinde ne hava ne de su;
Ne yıldızlar barındırır ki; bir içim su!
Anlamsız ve karanlıktır;
Soğuk ve duygusuz;
Sanki kalmışsın çölde susuz.
Gözlerinde iki damla yaş;
Kalbine doğru süzülmekte yavaş,yavaş;
Artık umut etmek için bile geç;
Vakti dolacaktı,bu dünya da ergeç;
Ölüm dahi ayıramazdı sevdiğinden;
Tabi haberi yoktu,bir zalimi sevdiğinden.
Buyrun dostlar buyrun,aşıklar sofrasına;
İlk gördüğünüz aşığın yanı başına.
Ne isterseniz dileyin;
Dileğiniz kadar yiyin.
Aldırmayın yanı başınızdaki aşıklara;
Kaptırmışlar kendilerini kara sevdalarına;
Torosların eteklerinden doğan,
Başı sonu belli olmayan,
Gümbür gümbür akan,
Bir ırmak gibidir zaman.
Kaptırırsan kendini,
Ne vakit sebepsiz bir sıkıntım olsa;
Kendimi atarım o tozlu raflara.
Bugünün kısmetine ne çıkar bilmem;
Eskici dükkanlarını gezmekten vazgeçmem.
Meğer ne çok hatıra varmış;
Kasvetli bir havanın ertesinde;
Hurda mezarlığı misali tershanede;
Bekler, durur; kaderine razı köhne bir gemi;
Kaptanı unutmuş,tam yol ileri demeyi.
Esir almış pas,dört bir yanını;
Tan vakti daha ağarmamışken,
Kapkara bir sıkıntı,içimi kaplamışken,
Sisten seçilemezken gri ufkun,
Gerçekten bir sebebi var mı bu bulutun?
Damımda beyaz bir baykuş,
Avucumda kızıl kan;
Eski Roma'dan kalma bir eğlence;
Egzotik canları halka gösterince; Sirkin macerası başlar bence...
Eğlendiren bir gösteri;
Çadır içindeki akrobasi hareketleri;
Festivallerin takipçisi yapar izleyicileri.
Birbirini takip eder,gösteriler;
Yeditepenin şehiri;
Oturur her semtinde dervişleri;
Pekte karamsar olur şairleri...
İstanbul'un vapurları;
Dünya'da tektir boğazı;
Asırlık bir çınar gibi dimdik ayakta;
Kimsenin gücü yetmez devirmeye hayatta;
Tarihinde nice zaferler yatar;
Fenerbahçem,artık asırlık bir çınar!
Yaprak gibi sarar dallarını madalyalar;
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!