-Bugün açız yine evlatlarım, diyordu peder,
Bugün açız yine; lâkin yarın, ümid ederim,
Sular biraz daha sakinleşir... Ne çare, kader!
- Hayır, sular ne kadar coşkun olsa ben giderim
Diyordu oğlu, yarın sen biraz ninemle otur;
Zavallıcık yine kaç gündür işte hasta...
çan eğrisi tersten işlemekte
tümlüğe eksik zamanlara kucak;
kırka iki kala keşfim
bir dehliz, beynimin çıkmazında...
uzaktan bakan benim
Devamını Oku
tümlüğe eksik zamanlara kucak;
kırka iki kala keşfim
bir dehliz, beynimin çıkmazında...
uzaktan bakan benim
Tevfik Fikret`in siirsellikten cok kotu sinifta kaldigi bir siiri,kesinlikle buraya asilmayi hak etmemis bence. Secici kurulun bir bildigi vardir diyelim...
Siir sevenlere sevgi ve saygilar.
Fikret Sahin
Öyküleme diyebilir miyiz bu şiire? Kanımca diyemeyiz. Zira şiirsel bir anlatımla, öykünün betimlenmesi çabasıdır, öyküleme. Maalesef bu şiirde acemi bir yazarın, bir öyküyü nasıl kaleme alması gerektiğini bilmemesi hali var. Zira şiirle yatıp, şiirle kalkmak 19. ve 20. yüzyıl şiirinde, bir çok öykünün bilerek veya bilmeyerek şiirleştirilme çabasından dolayı, şiirde bir (popüler olan tabirle) eksen kayması çok net olarak göze çarpmaktadır. Bilimin, teknolojinin, teknolojiye dayalı sanat akımlarının vb. daha bir çok icrası eğitime dayalı olan uğraşıların gelişmemesi, o dönemde şiir yazma çabasına fazlasıyla yönlendirmişitir, özellikle elit kesimden çıkan okumuşları. Şiirin bu popülaritesi ister istemez çok fazla şair olma meraklasınını ortaya çıkarmıştır. Buradan hareketle çok rahat söylenebilir ki, şairlik bir sanatçı olma olarak algılanmamış, mühendislik gibi bir meslek olarak algılanmıştır. Bu nedenle bu dönemdeki şiirlerin çoğunda, duygunun aktarımının hangi yolla yapılacağı net olarak bilinmediğinden, tüm çabalar şiir üzerine yoğunlaşmıştır ve her öykü şiir olarak aktarılmaya çalışılmıştır. Sonuç olarak da yukarıdakine benzer yüzlerce kalitesiz eser ortaya çıkmıştır. Maalesef ki zamanımız şair çıkaramadığından, bu şairler YKY, İş bankası Kültür Yayınları gibi sanatı çok rahat ticaret malzemesi yapan kapilasit kurumlar tarafından hala onlardan iyisi yokmuş gibi piyasa sürülüyor ve maalesef yeni şiir akımlarının halk tarafından benimsenmesi de engellenmiş oluyor. Oysa ki günümüz şairlerinin(Ahmet Telli, Y. Odabaşı, Arif Damar vb.) şiir tarzları, çok daha yeni ve çok daha etkinken, halk hem sanal kapitalistler hem de reel kapitalistler yüzünden bunlardan yoksun kalıyor. Şiir okuyucusu sabit tutulup, yeni okurların kazanılması engellenmiş oluyor. Bu neden yapılıyor? Maalesef bunu da anlamış değilim. Saygıyla Mehmet Yücedağ
Kemal İspir bey... hamsi ile hidrojeni bağdaştırmanız gerçekten çok ilginç... h harfi ile başlayanların söylenmesinin zor oluşu da... bu tespitiniz size özgü farkındasınız demi? ben hiç hamsi derken zorluk çeken birini görmedim.. adam.. yani şair fakirlikten bahsetmiş geçim zorluğundan bahsetmiş. insanların zavallı hallerini gözler önüne sermiş.. siz hamsiyi niye dışlamış diyosunuz... lütfen siz hamsilerle yaşayın. onları besleyin yürüyüşe falan çıkarın. yok denizcilere takmış diline dolamış diyosunuz şair hakkında.. en fazla onları yazabilmiş diyorsunuz.. lütfen siz kleopatrayı yazın. ülkemin fakir balıkçısına sahip çıkan çıkıyor zaten. anadoluyu yazacaksın! demişsiniz.. bu şiirdekiler avrupalı ya da asyalı mı sorarım? siz de bence anadoluyu tanıyın. anadoludan anlayışınızın çimenler üzerinde uzanmak mı? bölünen kuru ekmeğin bir değeri yok mu? anadoluda yaşamak kuşlarla böceklerle yaşamaktır demişsiniz.. lütfen siz 'tin'lerinizdeki hayvanlarla yaşamaya devam edin... bizim muhattabımız insanlar. rakıyı içip balıkçıyı yazarsan unutulursun demişsiniz...tevfik fikret unutulur mu bilmem ama aman diyim sizi unutmasın o böcekler kuşlar... bir gün harfleri bırakıp ta insan kelimesiyle tanışmanızı kalpten diliyorum.
Balıkçının çığlığı
'Rakı şişesinde balık,
bu balıklar çok alık.
Gel abla,
Al abi al al.
Vallahi de billahi de oltalık.
Canlı canlı
taze abi taze gel gel,
dokuz olur al al,
İthal değil abi
yerli yerli Şile li
saat olmadı geleli.
Kızartmalık bunlar kızarmalık,
yanında iyi gider salatalık.
Canlı canlı dokuz olur durma al.
Ne kadar abi ne kadar,
dört mü beş mi?
Se mi? Şeş mi?
Ne zannettin abi beleş mi?
Dokuz olur haydi al al,
Düşünme abi al al.
Bir daha bulamazsın.
Rakı şişesinde balık,
yanında salatalık.
Al abi al al
İri iri diri diri.
Bir daha bulamazsın.
Al al al! ! !
4.11.09
Dün yayınlanan oktay rıfat ın balıkçı şiiri bugün yayınlanan Tevfik Fikretin Balıkçılar şiirinin edebiyat akışımız içinde ne tür bir ortak paydası var diye düşündüm..
Türk şiirinde sıradan ve sokaktaki insanın anlatımının bir kronolojisi var türk şiirinde..
Halk ve tekke edebiyatında bu insan gariplik kimsezilik yönünden ele alınmıştır..Yunus emrenin ''bir garip ölmüş diyeler'' dizesi geliyor ilkin aklıma.tasavvufi bağlamda yazılan garip insan teması garipliğin sınıfsal çelişkisinden zengin fakir ayrımından yola çıkmaz.Bu tema şarkın çileci anlayışına, vazgeçmenin yüceltilmesine, belli ölçüde dervişliğin (abdallığın) protipinin oluşturulmasına dönük inanış diyalektiği içinde yer alan bir anlayışa sahiptir.
Bir de halk edebiyatında meslek destanları vardır ki bunlar çoğunukla meslekler arası eğlencelere dayalı toplumsal hayat içinde yaşam zevkini veren nüktelerle ve göndermelerle süslenmiş şiirlerdir. her mesleğin pir imnin bir peygambere dayandığı inancına paralel olarak dini yönleri de vardır..
Yukarıda saydığımız şiirler merkezi değil tebaayı çevreyi taşrayı yani halkı ele alan şiirledir..
Divan edebiyatı insanın gerek iç gerekse dış yönden incelenmesinde üst düzey bir dille saraylı aristokrat bir dil kullanır. Bir nevi bugün çoğunlukla merkezi temsil eden entelektüel yapılanmaya benzeyen bir anlayışın ürünlerini verir..
Tanzimat entelektüelinde, sarsılan osmanlının istanbula vuran toplumsal tedirginliği nedeniyle klasik divan kavramlarının yerini ağırlıklı olarak ''vatan'' kavramına terkettiğini görmekteyiz ..Edebiyatın özellikle roman tiyatro ve şiir kanatlarında vatan kavramı öncelikle yer aldı ..bu arada devrin amansız hastalığı veremin şiirde az olmakla birlikte şarkılarda romanda ve tiyatroda başlıbaşına bir tema olduğunu görmekteyiz..Veremli insann tipinin romantik bir yüceltilmeyla , insani inceliklerin sembolü hassasiyetlerle anlatıldığını görmekteyiz.Bu sıradan halk sokaktaki insan tipine bir yaklaşma sayılabilir bir bakıma..
Tanzimatla sonrasında sıradan insanın ele alındığı şiirlerin tek tük de olsa yazıldığını görüyoruz. Aklıma gelenlerden birisi tevfik fikretin balıkçıları diğeri Mehmet Akifin küfe ve seyfi baba şiirleri..Bu kuşak şairlerin eğitimcilikle ilgilerini göz aönüne aldığımızda çocuk şiirlerine de yöbneldiğini görüyoruz..Didaktik eserlere mesela Fikrette Oğlu haluk a atfen yazılan şiirleri , Ziya gökalpin yeni bir kuşak oluşturmayı da hedefleyen bir kısım çocuk şiirlerini bu kapsamda sayabiliriz.Sonraları orhan velinin la fountain fabl çevirileri de bu kapsamda ele alınabilir..
Ancak cumhuriyetin ilk yıllarında , ağır savaş sonrasında anadolu topraklarının vatan olabilmesi ve bunun zihinlere yerleştirilebilmesi ve cumhuriyetin ilkelerinin şiir zevkiyle de birleşerek benimsenmesi temasına dayalı şiirler ağırlıklı kanadı teşkil etti..
Bu resmi görüşün ve merkezin desteklediği şiir dışında en önemli ilk müstakil açılım Orhan Veli, Melih Cevdet ve Oktay Rıfatın başlattığı ve yürüttüğü ve sonradan adına garip akımı denilen akım başladı..
Bu şairler esasen merkezin dışında değillerdi , ancak merkezin değerlerinin bir başka yorumunu özellikle halkçılık yönünü temsil ediyorlardı..Tanzimattan müdevver içtimaiyyun (sosyalist)akımı ile belli ölçüde bağları olan bu şairler elbet nazım hikmet ve arkadaşlarının anladığı ölçüde devletin yeniden şekillenmesi görüşünde devrimciliği bu bağlamda ele alan bir ideolojiye sahip değildiler
Bu şairler halkı anlamaya analiz etmeye yöneldiler..Bu hareket esas itibarıyla merkezin taşrayı samimi bir şekilde anlama kavrama arzusu taşısa da yine dışarıdan bakan bir gözdü..beyaz adamın siyah adamı anlaması şeklinde bir konumu vardı..Merkezin ötekini bir yandan anlama bir yandan da şekillendirme çabasını içinde barındırıyordu..
Bu şairlerin şiirlerinin birinci kuşak halktan çok onların tahsil görmüş , örneğin liseyi bitirmiş çocuklarınca benimsendiğini söylemek mümkün..
Gibi hususlar geldi aklıma iki günün şiirlerinden hareketle yaptığı düşünmelerde...
bugün açız evllatlarım diyordu peder
bugün açız!
bugün açız evllatlarım diyordu peder
bugün açız!
çok güzel, muhteşem bir şiir
büyük şairi saygıyla anıyoruz.
namık cem
Şiirin başlığı BALIKÇILAR
Anlatılan hikâye anne oğul torun.Kader, kaderde her an çalışmak vardır.Sağlıklı oldukça dalgalar sahili dövsede, anne hasta olsa da çalışırız. ' Kayık çocuk gibi,deniz kadın gibi 'nasibi o dalgalar arasında. bana göre şair görerek değil, duyarak ele almış konuyu... Balıkçılar ortada yok !Karaafil çiğniyorsanız ağzınız karanfil kokar. Sarmısak çiğniyorsanız ağzınız sarmısak kokar. Hayırlı yarınlar ve sağlıklı balıkçılar yetiştirmek üzere sağlıcakla kalınız. saygılarımla. Nazıor Çiftçi
25.07.2010 // Ankara
Bu şiir ile ilgili 28 tane yorum bulunmakta