Ben İstanbul’da yaşarım,
Adı büyük, yükü ağır bir şehirde…
Bir yanı deniz, bir yanı kalabalık,
Bir yanı geçmiş, bir yanı yarın.
Ama kalbim Balat’ta atar benim,
Tarihin dar sokaklarına sıkışmış bir kalpte.
Balat…
Adımlarım taşlara değil,
Hatıralara basar yürürken.
Her duvar bir hikâye fısıldar kulağıma,
Her pencere başka bir hayatı saklar.
Çamaşırlar sarkar gökyüzüne,
Sanki gökyüzü bile bu mahallede misafir.
Sabah erken uyanır Balat,
Fırından çıkan ekmeğin kokusuyla.
Bir teyze camdan seslenir hayata,
Bir çocuk top peşinde büyür.
Zaman burada acele etmez,
Geçmişle bugünü yan yana oturtur.
İstanbul yorucu bir şehir derler,
Haklılar…
Ama Balat’ta yorgunluk bile başka.
Yorulursun ama kaçmak istemezsin,
Kalabalıkta değil,
Sessizliğin içinde dinlenirsin.
Renkli evler, solmuş umutlar,
Biraz hüzün, biraz inat…
Balat ne tam fakirdir ne zengin,
Ne tamamen mutlu ne de mutsuz.
O, hayata olduğu gibi duran bir mahalle,
Ne fazlasını ister ne eksiğini.
Akşam olunca sokak lambaları yanar,
Gölgesi uzun düşer geçmişin.
Bir kahve fincanında yıllar birikir,
Bir bankta yalnızlık oturur.
İstanbul uyumaz ama Balat düşünür,
Kendine bakar, kendini hatırlar.
Ben bu şehirde çok şey gördüm,
Kaybolan sevdalar, yarım kalan cümleler…
Ama Balat beni yargılamadı hiç.
“Olduğun gibi kal” dedi,
“Bu sokaklar her halini kaldırır.”
İstanbul koca bir denizse,
Balat kıyıya vuran eski bir sandal.
Biraz yıpranmış, biraz kırık,
Ama hâlâ ayakta,
Hâlâ dirençli,
Hâlâ gerçek.
Ben Balat’ta yaşarım,
İstanbul’un kalabalığından bir adım içeride.
Gürültüden uzak, hayattan yakın.
Ve bilirim…
Bir gün herkes gider bu şehirden,
Ama Balat, kalanı da gideni de unutmaz.
Kayıt Tarihi : 26.12.2025 13:31:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!