Bal Eyle Şiiri - Serhati Tamer Duran

Serhati Tamer Duran
36

ŞİİR


8

TAKİPÇİ

Bal Eyle

Bırak ey dost derdi gamı bir yana
Umudunu yarınlara yol eyle
Korkma yürü ariflerle yan yana
Varlığını tutunacak dal eyle

Sade, açık, anlaşılır, üryan ol
Karanlıklar karşısında tufan ol
Fırtına ol, esmek için boran ol
Kasırganı mazlumlara yel eyle

Bağnazlıklar geçit yolak vermese
İki yakan bir araya gelmese
Dağlar kadar büyüse de vesvese
Sözlerini tadılacak bal eyle

Öyle say ki bütün her şey yolunda
Döne dursun dünya kendi halinde
Doğrulardan neler varsa dilinde
Yüreğinden damla damla göl eyle

SERHATİ der hafızanı tazele
Geçmişe bak geleceği yön eyle
Kenetlenip kuvvet için el ele
Birliğini aza yorup bol eyle

Serhati Tamer Duran
Kayıt Tarihi : 27.1.2008 02:10:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Türkan Ay Dinçer
    Türkan Ay Dinçer

    -Uyanamıyorlar ki

    Gün gün kaybediyoruz, verilen hürriyeti,
    Dalmışız uykulara, uyanamıyoruz ki.
    Kara günler geliyor, görürüz zürriyeti
    Uyuşmuş beyinler, anlayamıyorlar ki,
    __Sallanır temelimiz, uyanamıyorlar ki,

    Özgürlükler içindi, oluk oluk akan kan
    Gidiyor Cumhuriyet, dayanır mı buna can,
    Kendi elinle verdin, geleceğin için yan,
    Sömürüyorlar dini, anlayamıyorlar ki,
    __Sallanır temelimiz, uyanamıyorlar ki,

    Bin dokuz yüz on dokuz, kurtuluşun başıdır,
    Unutma bu tarihi, özgürlüğün taşıdır,
    Hürriyet ve özgürlük, ekmeğimin aşıdır,
    Oynuyorlar bizimle, anlayamıyorlar ki,
    __Sallanır temelimiz, uyanamıyorlar ki,

    Ne çabuk ta unuttuk, devrim şehitlerini,
    Yıkılırsa laiklik, ağlatır yiğitlerini,
    Bastığın topraklardan, yakar ağıtlarını
    Kirli eller saçımda, anlayamıyorlar ki,
    __Sallanır temelimiz, uyanamıyorlar ki,

    Dört duvar arasından, doğan günü görmezken,
    Sen değer verdin bana, kimse değer vermezken,
    İsteğin nedir dedin, yobaz soru sormazken
    Alıyorlar hakkımı, anlayamıyorlar ki,
    __Sallanır temelimiz, uyanamıyorlar ki,

    Gençlik emanetine, gözü gibi bakmıyor,
    Bilmiyor değerini, gözünden yaş akmıyor,
    Yıkıyor fidanları, yenisini dikmiyor
    Uyuşturulmuş gençlik, anlayamıyorlar ki,
    __Sallanır temelimiz, uyanamıyorlar ki,

    Yeminim var ATAM, tek başıma kalsam da,
    Savaşırım kalemle, saçım başım yolsam da
    Yolumdur devrimlerin, çiçek gibi solsam da
    Kapatamaz beynimi, anlayamıyorlar ki,
    __Sallanır temelimiz, uyanamıyorlar ki,

    Olmayacağım köle, ne Bush’a ne araba,
    Çeksem de acıları, el süremez yarama,
    Kurtuluş kendimiz iz, doğu batı arama,
    Esiyor kasırgalar, anlayamıyorlar ki,
    __Sallanır temelimiz, uyanamıyorlar ki,

    27.01.2008
    13:30
    (Atam, gittiğim yolu aydınlatan ilkelerin,
    Ayakta durmamı sağlayan devrimlerin,
    Tek başıma kalsam da bu savaşta, asla yok olmayacak)

    “Asıl önemli olan ve memleketi temelinden yıkan, halkını esir eden, içerdeki cephenin suskunluğudur”
    Mustafa Kemal ATATÜRK

    Türkan Dinçer


    Son yıllarda yaşadığımız olaylar ve ATATÜRK’ÜN Türk gençliğine emanet ettiği TÜRKİYE CUMHURYETİ’Nİ yıkmak ve yerine Arap cumhuriyetini kurmak için çırpınan iktidar ve onun figüran olarak gördüğü muhalefet partisi, amaçlarına adım, adım ulaşmakta.

    ATATÜRK’ÜN “Ey Türk Gençliği, Birinci vazifen, Türk İstiklalini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.”diye seslendiği gençlik, kış uykusuna yatmış bir durumda beklemektedir. Ne zaman uyanacağını aslında kendiside bilmemekte ama uyandığında da çok geç kamış olmanın acısını yaşayacağını bile sezinleyememektedir.

    Tüm dünyada piyasalar ekonomik kriz ile çalkalanırken Türkiye de hükümet “Türbanı okullara ve kamu alanlarına nasıl sokabilirim de yerel seçimlerde tüm belediyeleri nasıl alabilirim “ düşüncesi ile “Davas’a” bile gitmeyi iptal edebilecek kadar gözünü karartmıştır.

    Türkiye’de 5 milyon işsiz varmış, satışlar durmuş, piyasada nakit para sıkıntısı baş göstermiş, faize ödediğimiz para katlanarak çoğalmış, borç ile borç ödemeye başlamışız, küçük şirketler kapatılmış, her gün işsizlik ordusuna binlerce insan eklenmiş, düştü denen enflasyon her geçen gün kat, kat büyümüş, yeni şirket açılmaları yok denecek kadar azalmış, Dengede denen bütçe rotasını şaşırmış, Türkiye ekonomisini emanet ettiğimiz bakanımız yemekli toplantılarda, sanki padişahlıkla yönetiliyormuşuz gibi kamudaki yer değişimlerinin mutlaka başbakana sorulmadan yapılması gerektiğini,(neden gerek duyuldu bu değişimlere demesi gerekirken) üniversitelerde eğitim öğretimin gelişmesi için kurulmuş olan bir kurumun başkanına aba altından sopa gösterdiklerini “isterse güzel konuşmasın, sıkar biraz” gibi aşağılayıcı ve küçük düşürücü sözler sarf etsin ve belli kişiliğe sahip o kişinin de sessiz sedasız durup bu sözler karşısında istifa etmeyeceğini bildirmiş, cari açık her geçen gün, ozon tabakası kadar açılmış, sokaklar terörden ve kinden kan gölüne dönmüş, büyüme yavaşlamış, v.s (bu örnekleri çoğaltmak o kadar zor değil ama ben daha fazla çoğaltmıyorum.) kimin umurunda.
    Bu halk nasıl olsa kadınların saçı, başı, eti, canı, bedeni ve namusu ile ilgili. Başka sorunumuz yok çünkü. Her şey güllük gülistanlık, son bir sorunumuz kaldı, oda kadınların saçı ve üniversitelere kapalımı girsin açık mı?
    Binlerce insanın kanı dökülerek alınmış topraklarımız ve kurulmuş olan laik Cumhuriyet anlayışını yıkmak ve yerine İslam Cumhuriyetini kurmak için koşar adım gidiyor iktidar. (Bir gün değiştirdikleri yada önemsemedikleri yasaların kendilerine de gerekli olacağını unutarak) “ATATÜRK İLKE VE DEVRİMLERİNİ kim takar, onlarda ne, bilen varsa da sussun, benin dediğim doğrudur, ben padişahım, tek sözüm anayasadır diyip”. Türkiye Cumhuriyetini temelden sallamak için yapılan değişiklikleri (nasıl olsa bir şey olmaz deyip) Görmezden ve bilmezden gelmek en büyük değer oldu. Ve hala bu kadar oyunlara rağmen bizler olduğumuz yerde oturuyor, başımıza örülen çorabı kendimiz giyiyoruz.

    Peki diyeceksiniz ki “bunda hiç mi kadınların suçu yok”. Evet, aslında en büyük suç biz kadınların. Bizlere verilen hakları kendi elimizle kullanmaktan vazgeçtik ve dini kullanarak bizlere sunulan değerleri kendimiz kabul ettik. Bu gün sokaklarda “Türban serbest olsun “diye bağıran. Erkekler değil kadınlar. Son yıllarda Arap ülkelerinde yaşanan olayları görmezden gelip, kendini ikinci sınıf vatandaş yerinde görmek isteyen kadınların ta kendisi. O zaman neden erkekler mücadele etsin ki.. Kadınlar kendileri istiyor camların arkasına gizlenmeyi ve kara çarşafa girip sokaklarda gezmeyi. Onlar istiyor eşlerinin bir ikinci yada üçüncü bir kadın ile birlikte olmasını, onlar istiyor kız çocuklarının yok olmasını ve onlar istiyor yer yüzünde var olmamayı. Sonra da çıkıyor TV’lere kocam beni aldattı, kocam beni dövdü, kocam kuma getirdi, kocam beni evden attı, kocam bana haklarımı vermiyor v.s diye bağırmaya. Var mı hakları. Bence yok. Kocası aldatıyorsa, aldattığı da bir kadın, kuma getirmiş ise getirdiği de bir kadın, Kadının kendine yaptığı kötülüğü başka hangi canlı yapar bilmiyorum.
    .
    Kadınlar hakkında daha fazla konuşmayacağım. Çünkü insanlar hak ettiği şekilde yaşar ve yönetilirler”. Demek bizler yani kadınlar önümüze konulan yaşamı hak ediyor ve hak ettiğimiz şekilde yönetiliyoruz.

    Umarım bir gün “ben insanca değer görmek ve eşit haklara sahip olmak istiyorum” diye sokaklara dökülmezsiniz sevgili kadınlar. Başınıza taktığınız örtünün siyasi simge olduğunu söyleyen başbakan ve onun yardakçıları sizleri yine kullandı ve sizler yine uyanmadınız.

    Bu gün ATAÜRKÇÜ ve LAİK kadınların (bu değişimler bizi sona götürür durun) diye bağırırken, yarın sizlerde avazınız çıktığı kadar “biz ne yaptık “ diye bağırmazsınız. Üniversitelerde başımızı kapattılar, yarın kamuda, daha sonra sokakta ve en son aşama “kadın sokağa çıkmaz evinde otur çocuk doğur ve büyüt, senin görevin bu, saçın uzun aklın kısa, elinin hamuru ile erkek işine karışma “ dediklerinde söz söyleme hakkınız olup olmayacağını oturup bir düşünün ve artık lütfen gözlerinizi açın, kış uykusundan uyanın ve silkelenin. “Biz ne yapıyoruz” diye sorun kendinize. Sorun sorgulayın ki başımıza türban yerine çorap örüldüğünün farkına varın.

    Ben bir kadınım. ATATÜRK ilkeleri ve devrimleri ile TÜRKİYE CUMHURİYETİNDE ve CUMHURİYET okullarında, laikliğin dinsizlik olmadığını okuyarak ve yaşayarak öğrenen bir Türk kadınıyım. Ülkem de, insanların özelliklede kadınların yaşamları üstünde ne Arap, ne de Amerika kültürünü görmek ve yaşamak istemiyorum. Kendi kültürümle ve kendi değerlerim ile yaşamak ve var olmak istiyorum. Ülkeme getirilmeye çalışılan bu kültürleri asla kabul etmiyorum ve TÜRKİYE topraklarını da terk etmiyorum. Bu ülke bizlere ATALARIMIZDAN emanet edildi ve bu emaneti canım pahasına koruyacağıma dair ant içiyorum.

    Aydınlık yarınların var olabilmesi için gereken mücadelenin yapılmasını, başımıza örülen çorapların bir an önce sökülüp atılmasını diliyorum.

    Saygı ve sevgiler

    Cevap Yaz
  • Osman Genç
    Osman Genç

    Tamer bey,,,,,,,,,Çok güzel tavsiyeler ve öğütler dolu bir şiirinizi okudum.............Saygılarımı sunuyorum.

    Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (2)