Bakma Şiiri - Nuran Aksoy Karakuş

Nuran Aksoy Karakuş
41

ŞİİR


1

TAKİPÇİ

Bakma

Bakma

Mazi, kör düğümlü bir urgansa bakma
Yere düşen aylar misalidir ömür
Aylar ki ayık gezen bir Firavun gibi
Asiye affeder tüm Firavunların gölgesini
Hicran
Otopsiyi bekleyen bir doktorun masasında
Ölüm nedenini saptamak için
açılan her organ
Temizlendikçe
Dimağlar aklanır kara bir kuyuya atılan mavi denizler
Orda, en dipte, kapkaranlık...
Buğusu ile toprak nemlenir
Nemlenir mavi denizler bir fotoğtafta

Bakma
Adını koyamadığın bir sızının
adını aramaktan vazgeçerek
Geç kalmış bir satırı
Zamanında susarak telafi etmeye
Sessizlik de bir fiildir
ve bazen en adil olanıdır

Akma
Geçmişin tersyüz olmuş ahengine
Bir satır bekleyen gözlerin travmasını
Bir cellat temizler satırıyla
Boynunu vurur, gözlerinin ferini yüzer
Ömür dediğin bir günah ve bir af arasında...

08.02.2026
s. 01.06

Nuran Aksoy Karakuş
Kayıt Tarihi : 8.2.2026 14:26:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


Bakma Çünkü bakmak bazen sadece düğümü sıkılaştırır. Geçmiş, çözülmeyi bekleyen bir hatıra değildir artık. O, boyna dolanmış ama henüz çekilmemiş bir urgandır. Çekmezsen öldürmez; bakarsan çağırır. Bu yüzden bakma. Zaman ilerlemez. Zaman düşer. Aylar yere düşer, kutsallığını yitirir, takvim yaprakları gibi katlanır. Ömür dediğin şey, ilerlemekten çok eksilmektir. Ayık gezen Firavunlar vardır; ne yaptığını bilerek kıran, bilinciyle zulmeden. Ama Asiye vardır; affı bir temizlik değildir, bir gölgeyi yerli yerine koymaktır. Affetmek, olanı inkâr etmek değil, ona artık hükmetmemesini sağlamaktır. Hicran ölmez, masaya yatırılır. Bir doktorun otopsi masasındadır acı; ölüm nedeni merak edilir. Açılan her organ bir anıdır. Her anı temizlendikçe zihin aklanır. Suçlu bulunmaz; sadece nedenler görünür olur. Mavi denizler vardır, kara kuyulara atılmış. Yok olmazlar. En dipte dururlar. Karanlıkta bile buharları toprağı nemlendirir. Oradan filiz çıkar. Bazen tek tanık bir fotoğraftır. Yaşanmış olan, artık yaşanmıyordur; bakılan bir şeye dönüşmüştür. Bakma Adını koyamadığın bir sızının adını aramaktan vazgeç. Her acının bir kelimeye ihtiyacı yoktur. Bazı sızıların dili yoktur; kelime giydirildiğinde iyileşmez, sabitlenir. Geç kalmış bir cümleyi zamanında susarak telafi etmek mümkündür. Çünkü sessizlik de bir fiildir. Ve bazen en adil olanıdır. Konuşmak bazen cesaret gerektirir, vaktinde konuşmayanlar için susmak asilliktir, yüksek bilinçtir. Akma Geçmişin tersyüz olmuş ahengine karışma. Bozulmuş bir melodiye eşlik etmek seni müzisyen yapmaz. Bir satır bekleyen gözlerin travması vardır; sürekli tamamlanmak isteyen, hep bir cümle arayan. Ama her satır yazılmaz. Bazen bir cellat gerekir. Cellat kötülük değildir; gereksiz bağı kesendir. Satırı temizler. Boynu vurur. Gözlerin feri yıkanır. Görme yeniden mümkün olur. Ömür, bir günah ile bir af arasında salınır. Ne tamamen suçtur ne de bütünüyle temizlik... Bilinç, bu salınımı taşımayı öğrendiğinde olgunlaşır. Bakmadan görmeyi, akmadan durmayı öğrendiğinde… İşte orada insan kendine yaklaşır. Nuran Aksoy Karakuş

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!