sustukça kurudu Mayıs’ta
..................her dem hazin bir elma ağacı,
ikiye bölündü dalında çam kokulu güneş
...............................ve çalındı gözlerimiz
kırıldı tüm bakır kanatlar,
...................sunakta melekler üzgün
yapayalnız, benden öte değersiz ne kaldı geri
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Vakit yok, gülüşümü indiremem bu asi basamaklardan..
Her bir mısranız ayrı vurucu .. Gönlünüzesağlık
Şiirler yazılırken, şair kendi ruh halini yansıtır kendine..Şiirler okunurken, okuyucu şairin ruh halinden bi haber kendince kendine pay çıkarır şiirden...Derin vede anlam bakımından zengin bir şiirin vermiş olduğu hazzı yaşamak bilgeliğine eren okuyucuya ne mutlu...Okuyupta kendince kendine pay çıkaranları kutlamak gerekir öncelikle..Ben kendi adıma muhteşem bulduğum bu şiirin için seni tebrik eder, paylaştığın içinse en derin teşekkürlerimi iletirim...Şiiri şiir olsun diye yazmayanlara selam olsun..Anlam içerik akıcılık uslup vede mana bakımından beğeniyle okumuş olduğum bu eseri kaleme aksettiren yüreği kutluyorum.Tam puan vermenin vede yorum yapmanın bahtiyarlığıyla, selamlarımıda yolluyorum...Kalemin yüreğin zeval görmesin...Allaha emanet ol......yunus karaçöp
Yeni yakıldı taş fırında sıcacık avuçlarım
Ve ben utanmadan seviyorum hala,
Saçlarımı dişsiz tarağın öptüğü anı
Yağmurdan sonra, yaralı bir martı getirdi
Kibrit çöpleri, kısık ateşli lamba
Ve bir dinamit fitili.
çok güzel, gönlüne sağlık...
dilimde kurulu idam sehbası mezarların bodrum katı boş ardın sıra gelsin asılmak için ölümlüler.işte bu dibe vuran yalnızlıkları böylesine güzel anlatan bir şiiriniz daha tokatladı yüreğimi.sağolunuz şairim.
Kıymetli Kardeşim Orhan Bey, şiirleinizi okuma fırsatını yeni elde ettim. Bu güzel şiirlerin sahibini gönülden kutluyor ve size selam ve saygılarımı iletiyorum.
'Sustukça kurudu Mayıs’ta
Her dem hazin bir elma ağacı,
İkiye bölündü dalında çam kokulu güneş
Ve çalındı gözlerimiz
Kırıldı tüm bakır kanatlar,
Sunakta melekler üzgün
Yapayalnız, benden öte değersiz ne kaldı geri
Sol yanım ılık ve sessiz, annemde yeni bir doğum sancısı
Hey hat kederde kalmış eksik bir insan mı var?
Yeter bana perdesi çekik kahrolası bu garip haller
Hala neden gelir dünyaya bilmem
Bu küçük masum eller? ' derken ne güzel bir sesleniş oluyor. kutluyorum sizi. Eliniz ve yüreğiniz dert görmesin. Zekeriyya BİCAN(Antoloji üyesi) web:www.harputlubican.com
bakir kanatlar, soguk, ürperti, düsünceleri donduran, donuklastiran, sadece kelimelerden sözcük kümeleri
Ve bir dinamit fitili.
Bekleyin, saatin yastıklarında, siz insanlar
Acısı benzersiz imgeler
...tüm bu gercegine lanetler! denilebilir ancak...
sevgi ve saygilarimla
Tebrikler dostum... yine bizi gurbet ellerde yaraladın
o kadar ağır şeyler sormuşsunki dost.
bebeklerirn neden hala doğduğundan,
kerde kalmış bir tek insana,
tarzını ve yüreğinin güzelliğini şiir diye sunmuşsun.
bizlerde kana kana içtik.
darısı içemyenlerin yüreğine.
Çatık kaşlarımın arasına sürülen siyahtı gece
Başarılarınızın devamını dilerim. Uzun soluklu bir şiir yolculuğu hiç yormuyor sizi...
Mezarların bodrum katı boş
Ardın sıra gelsin asılmak için ölümlüler
Güzel mısralar Orhan bey. Tebrikler.
Bu şiir ile ilgili 10 tane yorum bulunmakta