Anlayamadık seni bir türlü,anlatamadık
Tarihin yüzyıllarına koyduk,dinletemedik
Ağlamakla geçirdik,hiç ilerleyemedik
Törenlerde andık,hiç gülümseyemedik
Ülkemin gençlerine o yolu gösteremedik
Resimlerinle avunduk,izini göremedik
Bir gün gelecek ki
Ben uzaklara gideceğim
Bir yalnızlık,bir ağırlık
Çökecek üstüne.
Sokaklarda,kaldırımlarda
Hep beni arayacaksın.
Dalgalar savruldu
Alacakaranlığın yakamozlarında
Çakıl seslerine karıştı
Yılların yorgunluğu
Sisli bulutların
Çiselerine takıldı.
Bin dokuz yüz elli beş yılının
Bir kış günü doğmuşum
Ocak ayının üçü sabaha karşı
Yoksulluğun tam ortasına düşmüşüm.
Fitilli gaz lambasının titreyen ışığında
Köy ebeleri çok çektirmişler anama
Mutluluk nedir bilir misin sen?
Hani yuvasından uçmaya hazırlanan
Kuşlar gibi heyecan dolar bedinin
Ellerin titrer gece yarılarında
Heyecanından dilin dolaşır
Söylemek istediklerini unutursun
Senden çok uzaklarda yabancı bir yerdeyim
Dağlardan öte,saatler süren yolların yarısında
Düşümdesin dolunay gibi,bil ki seninleyim
Yeni doğan bir günün çatlayan akışında...
Yolları katediyorum,ağaçsız bir ovanın düzlüğünde
Özenme sakın
Şehirde yaşayan hemcinslerine
Aldırma onların
Suni güzelliklerine...
Varsın
Belinde ala peştemalın,
Ne de çabuk geçti yıllar
Ardına bakmadan
Her şey daha dün gibi
Hatırladıkça o günleri
İçim burkuluyor hüzünle.
Çocukluğumun sorumsuzluğu
Bir fotoğraf karesinde
Yıllar öncesine döndüm
İçim burkuldu ağlamaklı
Henüz saçlarımıza aklar düşmemişti.
Sen gülüyordun yine
İnci tanesi dişlerinle
Bir akşam üstü çöreklenen mat bulutlarla
Kan kustum avuç avuç senli gecelerime
Parça parça ettim
Yumrukladım senli baktığım aynaları
Kurşunlar yağdırdım
Nefesimle buharlaştırıp senli yazdığım camları




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!