Bahar Gözlerinde Uyanır

Mahir Sürmelibey 2
2

ŞİİR


2

TAKİPÇİ

Bahar Gözlerinde Uyanır


BAHAR GÖZLERİNDE UYANIR

Bir sen olmalıydın şimdi yanımda
Bir de yeşil gözlü bahar…

I.
Çok oldu uzağım senden,
Ne ay kaldı saymadığım,
Ne de yıl var.
Silah asmazdım alçak dallara,
Süngüsü düştü şimdi gönlümün,
Siyah beyaz hep hatıralar.

Güneş tepelerde dursa
Gölgem ayakuçlarımda.
Bir resim ki kırk yıllık,
Saklı durur avuçlarımda.

Yalnızım bu şehirde,
Alıç ağacı kadar yalnız…
Kirpiğinden daha yakın
Ellerinden çok uzağım.
Bir resmine bakıyorum,
Bir de Köpet Dağlarına,
Talihim kadar kara.
Kibrit kutusundan,
Bir telefon olsun elinde
Tak ucuna makara
Duyur bana sesini.
Yetecek bir ‘’Alo!’’desen,
Oyun da olsa razıyım.
Rüzgârlar olmazsa esen,
Sağlam olur mu hiç yapı?
Ne üzümün çöpü bundan böyle,
Ne de armudun sapı.
Her söylediğinde haklısın,
Bütün sözlerin doğru,
Ben mektubum, sen pulsun.
Bir daha çıkarsa ağzımdan,
Gurbetten yana bir söz,
Dilim tutulsun.

Sana gelmek istiyorum,
Dağın ardında başka dağ var.
Seni çok özledim inan;
İstanbul kadar!

Uykuya yatırmalıyım bu sevdayı,
Yıkıldı sensiz kalede sur!
Allah’a mahsustur yalnızlık,
Tek taştan duvar mı olur?

Güneşi gözlerinde kaybettim,
Ay geceme hiç doğmaz!
Bana bir aşk masalı söyle,
Çilesi daha az.

Keskin bıçak gibi etrafımızda,
Esip duran bir rüzgâr!
Yeni girdik kışa Cevahir Gözlüm,
Daha bahara çok var.

Daha bahara çok var...
Henüz yağmadı kırkikindiler,
Sularını yükseltmedi Kızılırmak,
Şöyle dur ve bir bak:
Tutsak etrafımızda her umut,
Kilit vurulmuş kapısına sevdanın,
Bundandır bereketsiz mevsimler,
Yağmursuz her bulut.

Daha bahara çok var…
Önce gölgesi düşmeli ağacın,
Yeşile dönmeli sonra yapraklar,
Kış bereketi değil mi ,
Toprağı besleyen kar?
Budanmış dal gibi aşkımızı,
Hep taze tutar.
Aşkımız taze sürgünler verir.
Hani sevda mevsimi her bahar,
Nasıl kabarırsa nehir.
Her dal tomurcuk açacak;
Tünelin ucu görünse bir.

Sevda, yolların bitmeyen türküsü,
Sevdadır celladın çektiği ip,
Ölümü sevdiren gerçek.
Kurban için bilenmiş bıçak,
Boynuma dayansın tek.
Alnım kardan ak!
Al murad bilinir;
Kan kırmızı oluk oluk,
Kanımdan sevda akacak,
Bal dolacak her petek.

Ucunu bir bulsam bu sevdanın,
Kırk düğüm atacağım.
Köpet Dağı kalkacak omuzumdan,
Kuşağımı çözüp yatacağım.
II.
Bilir misin,kokusu çıksın diye,
Ödağacını ateşe atar,
Miski de ezerler.
Yanımda bir sen ol yeter!
Gurbet olsa ne çıkar?
Güneşin doğduğu her yer.
Üstüme gelme ey zaman,
Yenildim bu sefer.
Bu bir rü’yâ olsun isterdim,
Bir ‘‘Elim Sende!’’ oynadığımız
Haydi,elini ver.

İnan, yenildim bu sefer,
Hasretim Köpet Dağı kadar büyük!
Bir köşesinden gel tut bu sevdanın,
Bana fazla bu yük.

Tüyünden olur derler,
Kartalı vuran ok.
Köpet Dağı kadar hasretin,
Azı bile çok.

III.
Bir kâğıt, bir kaleme söyledim yalnızlığımı,
Bir de Köpet Dağına.
Bir Nisan sabahı baktım, kapımdasın!
Kar suyu mu kaçtı kulağına?

Kar suyu mu kaçtı kulağına?
Bir Köpet Dağı vardı yanımda,
Yalnızlığıma bir de sen yetiştin.
Sen ey, kazanımın kaynayan aşı…
Ya odun at gel ateşime,
Ya karınca ol su taşı.

Erken mi açtı çiçekler bu mevsim,
Her dalda yalancı bahar mı var?
Bu gece de kal yanımda, ne olur…
Hatırım varsa yanında eğer,
İğnenin ucu kadar.

Köprüyü böldü sular,
Dereler dolup taşacak.
Sancak düştüğü yerden kalkar!
Söyle,aşkım ne zaman,
Ne zaman bayraklaşacak?

‘’Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın‘’
Karanlıktan çok korkarım.
Karanlık olur kuyuların dibi.
Yalnız bırakıp gidersen eğer,
Aklımdan hiç çıkmaz bu gidişin;
Kılıç yarası gibi.

Sen,kazanımın kaynayan aşıydın
Sen,hani evimin direği,
Yuvamda temeldin.
Yalnız bırakma beni ne olursun,
Biraz daha kal yanımda, biraz daha…
Ateş almaya mı geldin?

Bazen çok yakınsın bana,
Bazen sanki bir elsin.
Gördüm ya seni dünya gözüyle,
Varsın diyorum,ateş almaya gelsin…

Bütünün parçası değil mi her yarım?
Bıçak vebâlde,suç işliyor kesen kol.
Sen,üstüme senetli, namusum arım;
İki yakayı bir araya getiren,
Gel,küçük bir düğme ol.
Sensiz ne yaparım?
V.
Önce gönlüme düştü,
Sonra toprağa cemreler,
Mezar çiçekleri açtı renk renk,
Erguvanlar,fesleğenler yükseldi.
Tebessüm ediyor gözlerin,
Gözlerine bahar geldi.

Gözlerine bahar geldi...
Fıskiye gibi suladı,
Karakum çöllerinin çatlak,
Çorak toprağını yağmur.
Nur yağdı toprak üstüne,
Her dalda asılı umut.
Yere düşmeden yağmur damlası
Bir dilek de sen tut.

Kaç mevsimi yaşadık seninle,
Gözlerin baharı tanır.
Sevda filizleri yeşeriyor yeniden,
Bahar gözlerinde uyanır.


Aşkabat-Türkmenistan/Şubat-2012

Mahir Sürmelibey 2
Kayıt Tarihi : 9.1.2026 13:33:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


5 yılTürkmenistan/Aşkabatta Gap Jeansta İplik Fabrika Müdürlüğü yaptım.Bir özlemin hikayesidir bu şiir.

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!