Atatürk’ün gençleri faşizme uyamadı,
Karşısında duranlar baharı zehir etti.
DenizYusufHüseyin bahara doyamadı,
Darağacı kuranlar baharı zehir etti.
Ülkesine sevdalı bilgi dolu gençlerdi,
Yurtseverlik bağının gonca gülü gençlerdi.
Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili. O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır. Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur. Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar. Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular yoktur. Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili. İnsan bir başka ışığa teslim olur...
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...
Devamını Oku
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Altı Mayıs....böyle bir günde üç fidana kıymak...Hıdrellezde
Acıları doğurmak, doğruya, iyiye kıymak böyle kolay olmalıydı.
Tebrikler Sn Dağlı...
'olmamalıydı' şeklinde düzeltiyorum.
Bahsini ettiğiniz teröristleri yargılayıp asanlar da birer koyu Kemalistti Nevzat bey. Onları şeriat mahkemesi yargılayıp asmış değildir. Gerçi teröristliğin şeriatteki cezası da ya asmak ya kol ve bacaklarını çaprazlama kesmek ya da sürgün etmektir ya.
Bir kişinin duyduğunda üzülebileceği dünyevi kusurunu arkasından söylemek gıybet etmektir. Gıybet çok büyük bir günah ve haramdır.
Bugün "Hıdrellez..."
Bugün, baharın "en koyu" zamanı...
Asırlardır kültürümüzün, inancımızın yaşadığı, yaşattığımız..
Bir de "kıyım" tarafı var ki..
Affedilir gibi değil!
"Tam Bağımsız Türkiye" sevdalılarının...
Direncimizin, gençliğimizin, yarınlarımızın budandığı!
Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının hatırası..
Onların içimizde yaktığı özgürlük ve bağımsızlık ateşi hiç sönmeyecektir!
Anımsatan, aydınlığı paylaşan şahsınıza teşekkürler, tebrikler Nevzat Bey..
Sayın Mustafa Bay, katkınız ve değerlendirmeniz için teşekkür eder, esenlik dilerim.
Bu şiir ile ilgili 3 tane yorum bulunmakta