ne çok bahanemiz vardı bizim
……nefret etmek,
……………..ve birbirlerimizi öldürmek için
bazen sağ, bazen sol dedik
............zenci dedik, beyaz dedik bazen
bazen Müslüman, Hristiyan, Yahudi dedik
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Gerçekten de çok bahanemiz var birbirimizi öldürmek için ama içimizde sağ duyunun mesanesi okunmaz. Çok anlamlıydı kutlarım efendim.
çok teşekkür ederim. daha yaşanılır bir dünya adına selam ve saygılarımı sunuyorum.
her zaman ki gibi mükemmel bir şiir olmuş tebrik ederim hocam nicelerine
teşekkür ederim yüreğine. şiir sevgine. selam ve saygılarımı sunuyorum
oysa dünya hepimize yeterdi
hani kaldırsaydık o koca cüssemiz-i az biraz düştüğü yerden,
.......................................................................görecektik
evet dünya bize yeterde bizim kötü arzu ve emmellerimiz bir son bulsa tabi.
bu şiir şöven duygularla , ırkçı söylemlerle ayrım yapan tüm insanlık özürlülerine ders niteliğinde bir çağrı
içten , yürekten tebrik ediyorummmmmmmmm
beğeniniz ve anlam dolu yorumlarınız için çok teşekkür ederim. daha güzel bir dünya adına selam ve saygılarımı sunuyorum
Belki pek çok bahanemiz var sanıyorduk. Fakat aslında bahane tekti..Hep farklı olana ÖTEKİ dedik. Oysa ne farkımız vardı birimizden. O kadar mı önemliydi, rengimiz, mezhebimiz, dinimiz, milliyetimiz?... Yetmiyor muydu vatan deyip üzerinde yaşadığımız şehit kanlarıyla sulanmış toprak? Yetmez miydi bize rengini şehitlerimizin kanından alan al bayrak?...
Kutluyorum şiiri ve sizi Orhan bey. Muhteşemdi Nicelerine. Esenlikle...
duyarlı yüreğinize çok teşekkür edeiyorum saın ÖZEREN. insanca yaşamın hayatımıza hakim olması ve dili dini ırkı mezhebi rengi düşüncesi ne olursa olsun temelde insan sevgisinin hakm olduğu bir dünya özlemiyle sizi selamlıyorum
Ne çok bahanemiz vardı bizim
……nefret etmek, hor görmek
……………..ve birbirimizi öldürmek için
Zenci dedik, beyaz dedik bazen
Bazen Müslüman, Hristiyan, Yahudi dedik
Kürt dedik, Türk dedik, Arap dedik
Sünni, Şii, Alevi dedik
Kimini iyi, kimini kötü bildik
Ve farkında olmadan hepimiz her şeyimizi kaybettik
Ne çok bahanemiz vardı bizim
binlerce masum kadını,
………………………....erkeği,
...........................……çocuğu,
Verimli toprakları ve sonsuz ruhu
………………………………………..bir hiç uğruna yitirdik
Oysa dünya hepimize yeterdi
………………………ya bilmedik ya da bilmezden geldik
Ne güzel ifade etmişsiniz sayın Demirtaş,
'Dünya hepimize yeterdi'
Bu sözün bittiği yer! Kutlarım duyarlı kaleminizi, teşekkürler...
sevginin ve saygının arzularımıza ve düşüncelerimize gem vurması ve açlığımızın ve susuzluğumuzun üstüne çıkması dileğimle saygılar sunuyorum değerli yüreğinize
Bu şiir ile ilgili 5 tane yorum bulunmakta