duvarları yıkan derviş mi
heybesinde güneşin kırıntılarıyla gelen
karıncaların yolunu kesip de
sırtına ağır yük bindiren efsunlu bir adam
kuşların ağzından yiyeceğini alan
kimliğini gizleyip yolcunun resminde
kaplumbağaların ayak izlerinde bulduğum açlık
Öyle sevdalar vardır, biter baslar;
Buruk tatlar vardır, ağızda şurup giden;
Bir aşka vuran güneş kolayca batmıyor.
Yanıyor bin kollu şamdanı, tutuşuyor
Ufkunuzda camları göksel konağının
Ve bir yaz aksamı buhurdan gibi tüten
Devamını Oku
Buruk tatlar vardır, ağızda şurup giden;
Bir aşka vuran güneş kolayca batmıyor.
Yanıyor bin kollu şamdanı, tutuşuyor
Ufkunuzda camları göksel konağının
Ve bir yaz aksamı buhurdan gibi tüten



