Acı içinde acıyla yazıyorum sana bu mektubu
Çaresizliğimi,utancımı kalemin mürekkebine koyarak kağıda döküyorum...
Merhaba yada nasılsın diye başlanır bütün mektuplara,sonra havadisler gelir hal hatır sorulur.
Oysa ben sana ne merhaba nede nasılsın diyeceğim Bağdalı başı sargılı çocuk.....
Ben sana bu mektubu yazarken kimbilir kaç füze kaç bomba düşmüştür saklambaç oynadığın sokağa..
Benim senden hal hatır sormam benim ya aptal yada deli olduğum manasını taşır...
Senin şu anda hayatta olup olmadığını bile bilmiyorum ama,bir fotoğrafın şu an önümde,öyle çaresiz öyle mahzunsun ki,sana bakarken ben utanıyorum çaresizliğime.
Dönülmez akşamın ufkundayız.Vakit çok geç;
Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç!
Cihana bir daha gelmek hayal edilse bile,
Avunmak istemeyiz öyle bir teselliyle.
Geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan
Ve arkasında güneş doğmayan büyük kapıdan
Devamını Oku
Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç!
Cihana bir daha gelmek hayal edilse bile,
Avunmak istemeyiz öyle bir teselliyle.
Geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan
Ve arkasında güneş doğmayan büyük kapıdan




Bir gün nefretini kusacaksın
İşgal edilmiş topraklarının üstünde
Özgürlüğün kılıcını sen kuşanacaksın'
bir gün kurtulkuşa ereceksin çocuk
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta