Acı içinde acıyla yazıyorum sana bu mektubu
Çaresizliğimi,utancımı kalemin mürekkebine koyarak kağıda döküyorum...
Merhaba yada nasılsın diye başlanır bütün mektuplara,sonra havadisler gelir hal hatır sorulur.
Oysa ben sana ne merhaba nede nasılsın diyeceğim Bağdalı başı sargılı çocuk.....
Ben sana bu mektubu yazarken kimbilir kaç füze kaç bomba düşmüştür saklambaç oynadığın sokağa..
Benim senden hal hatır sormam benim ya aptal yada deli olduğum manasını taşır...
Senin şu anda hayatta olup olmadığını bile bilmiyorum ama,bir fotoğrafın şu an önümde,öyle çaresiz öyle mahzunsun ki,sana bakarken ben utanıyorum çaresizliğime.
Çiçekli badem ağaçlarını unut.
Değmez,
bu bahiste
geri gelmesi mümkün olmayan hatırlanmamalı.
Islak saclarını güneşte kurut:
olgun meyvelerin baygınlığıyla pırıldasın
Devamını Oku
Değmez,
bu bahiste
geri gelmesi mümkün olmayan hatırlanmamalı.
Islak saclarını güneşte kurut:
olgun meyvelerin baygınlığıyla pırıldasın




Bir gün nefretini kusacaksın
İşgal edilmiş topraklarının üstünde
Özgürlüğün kılıcını sen kuşanacaksın'
bir gün kurtulkuşa ereceksin çocuk
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta