Dinle bülbülü Hûda rahat değil kafesin
Çırpınma hiç beyhûde bilirim ne haldesin
Öz namlu yatağında suskun yatan mermisin
Duayla patlar isen duyulur elbet sesin
Söndürme ateşini bırakta alevlensin
Hâkk ile tut işini boş ver yürek inlesin
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Engin yüreğine sağlık değerli gönül dostum.
Tebrikler, selam ve saygılar hakettiği puanla.
Bilmem Ne Sanır?
Geçirdim sırtıma kahır yeleğim.
Ayazınla beni sindiremezsin.
Sevgisiz kalırsa üşür yüreğim,
Bundan âlâ keder bindiremezsin.
Tahammül çizgimi zorlama boşa,
Çileye gelmişim ben koşa koşa,
Gidecek emeğin devrile coşa,
Sabır dibeğimden indiremezsin.
Bu dünya ne bana, ne sana kalır.
Yüreği gafletlim bilmem ne sanır,
Bir gün olur sözlerime inanır.
O zaman gözyaşın dindiremezsin.
Gelin
2000-KIRŞEHİR
İSMİME ÖZEL MESAJ GELİNCE BU ŞİİR BANA GALİBA DEDİM, NE YALAN SÖYLEYEYİM. AMA OLSUN. BEN ŞİİRDE KENDİMİ BULDUM SAĞOLUN.
GURBETİ DE, SABRI DA BENDEN İYİ BİLEN VAR MI BİLMEM?
ÜSTE TAŞIDIĞIM ŞİİRİMİ DE OKUMANIZI DİLERİM. SİZ DE TAŞINACAK DÖRTLÜK YOKTU HEPSİ MÜKEMMELDİ ZÎRA
SAYGILAR GİTSİN.
Sizi ve Fesih beyi güzel hece şiirlerinizden dolayı kutluyorum....
Salam olsun bir qardeş ölkeden o biri qardeş ölkeye.Hörmetli Yunus Karaçöp,şeirinizi birinci defe oxuyarkən istədim bir neçe misranı ayırıb yazım,təkrar oxuyanda isə düşündüm:ya gerek bütün şeiri yazım,ya gerek tek kelme yazım-Çox gözel,çox beyendim.Elleriniz var olsun.İnşallah bacınız da dönər sağ-salam qürbetden,könlünüz şad okar.
Size Azərbaycanın önemli yazıçılarından biri olan Əlibala Hacızadenin'Qürbet'şeirinden bir parça gönderirem:
Həsretden quzutek meleyir ürek,
Çare yox,her derde dözesen gerek,
Yağ-bal yedirse de,ögey ana tek,
Zeher tuluğudur dili qürbetin.
Elin öz qemidir menim öz qemim,
Elden ayrı düşsem,el olar qenim.
Qebrimi qürbetde qazmayın menim,
Üstümde bitmesin gülü qürbetin.
Uğurlar.
Sn. Yunus
Muhteşem. Fazla söz fazla gelir.10
Çok üzülmek zarardır daha nedirki yaşın
Mutlak sonu bahardır her acımasız kışın
Sabra sabretmeyi bil çatlamaz sabır taşın
Kanadını kırma ki semaya ersin başın
Budur.
Şiir bahçemden 1001 renk çiçek, bütün sevmeyi bilenlere.
Yan yazılmış bir sekiz kadar sevgiler...
Âlimoğlu
Çok güzel üstad, gerçekten nasihat tadında olmuş. Tebrikler.
Maneviyat ve sabır üzerine yazılmış dizelere gizlenmiş saklı nasihatin şiirsel ve duygu dolu anlatımını okuttunuz bizlere. Bir tam puanınızda benden oldu saygıdeğer üstad. Ömrünüz uzun, kaleminiz daim olsun.
gurbet dizeleri mutluluğun yolu olsun dileklerimle....
DERYA AVŞAR
Gurbet kolay değildir bilirim elbet bacım
Banada dualar et bil ki bende muhtacım
Sayılı günler neki elbet gelip geçecek
Her Allah dediğinde rabbim sabır verecek...
yudumyunus
21 09 2007
Çok anlamlı ve duygu yüklü bir siir olmuş tebrik ederim.
yaptığın zikirlerin boşa gidecek sanma
gıpta ediyor melekler kayıttasın şu anda
yüreğini rabbinden,dilini salavattan ayırma
her ALLAH dediğinde rabbim sabır verecek sana...
YÜREĞİNİZİN İNCİLERİ DAİM OLSUN EFENDİM...
Bu şiir ile ilgili 111 tane yorum bulunmakta