Gücün mutluluğun hayattaki en güzel şeydir baba. İlk aşkımız babalardır. Babayı kaybetmek hayatta ki en kötü şeydir. Bir kere kaybettiğin zaman bir daha geri gelmez. Ben kaybettim hayatta ki en değerli varlığım olan babamı kaybettim. İlk önce baba özlemiyle yaşarsın. Sonra beraber 20 yıl gezersin. Yıllar geçer baba gider. Sadece elinde bir fotoğraf kalır. Yıllar geçer hatta bir ömür geçer. Yinede o fotoğraf sandıkta saklarsın. Unutmazsın asla. Yüreğine bir ömür kilitlenir, saplanır. Her kapı çaldığında belki odur diye ümitle kapıya koşarsın ama o değildir üzülür odana gidersin fotoğrafı alır doya doya sever, bakarsın. Öpersin sonra bir bakmışsın rüyana girmiş baban koşarsın sarılır öpersin rüyanda doya doya bakarsın. Sonra bu mutluluğu bir gürültü bozar. Odaya kardeşin girer. Hiçbir şeyden habersizdir. Öyle gülüp durur. Kim bilir belki babam geri gelir dağılmış ailemiz mutlu olur diye gerçekleşmeyecek hayal kurarsın. Artık gökyüzünde bir yıldız kayarak düşmüş Pirpirimin üstüne. Siz Baba'yı Bilirmisınız.
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta