Bir sabah annemin acı feryadıkla uyanmıştım uykudan.
Bana kalk kızım baban öldü diyordu.Daha öndört yaşındaydım. N erden bilebilirdimki ölümün bu kadar soğuk olduğunu ilk defa ölen birini bu kadar yakından görüyordum.Oda babamdı.
Öyle boş gözlerle bakmıştım yüzüne gözleri yemyeşil aralık sanki ölmemiş gibi o an ölümün ne kadar soğuk olduğunu hissetmiş üşümüştüm.
Birdaha geriye gelemeyeceğini düşünmemiştim bile babamın gri metal bir çakmağı vardı.Onu yanından hiç ayırmazdı.Öleli tam bir hafta olmuştu ben sessiz sessiz ağlıyordum yatağımın içinde ve karşımda babam duruyordu. Bana niye ağladığımı sordu senin için baba senin
için ağlıyorum dedim.Ağlama kızım bak ben geldim dedi.
Birdaha gitmeyeceksin değilmi baba dedim. Gitmek zorundayım kızım fazla kalamam dedi.O anda beni sevmediğini düşünmüştüm.
Bir an için susmuş ve babama küsmüştüm. Babam saçımı okşadı ve beni kucağına oturttu bana bak kızım dedi ve çakmağının yeri gösterdi.Annen benim bütün eşyalarımı dağıttı fakat bu çakmağı ağbin sakladığı için bulamadı sabah uyanınca annene söyle çakmağımıda versin dedi.Ve kaybolup gitti.hemen annemin yanına koşmuştum.Anne babam geldi dedim.O bana hadi kızım rüyanı sabah anlatırsın demişti.Bende uyumuştum.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




kaleminize sağlık efendim....babalar, babalar.... kaybedince insan öyle bir ağlar..... ayrıca, şiirlerime yorumlarınız için teşekkürler....saygılarımla...
çok güzeldi duygu dolu idi bu acıyı yaşayan biri olarak aynı günlere döndüm kutlarım sizi
duyguların çok güzel yansımış Allah rahmet eylesin canım. ama her ölüm erkendir elbet hep özleyeceğiz onları
Bu şiir ile ilgili 3 tane yorum bulunmakta