Babam ve Anıtkabir Şiiri - Aykar Veli

Aykar Veli
48

ŞİİR


3

TAKİPÇİ

Babam ve Anıtkabir

BABAM VE ANITKABİR
*
Babam bir köy imamıydı. Okumaya çok hevesli bir çocuk olarak köyümüz ilkokulunun ilk mezunlarındandı. Arkadaşı “Doktorun Hasan” ortaokul için Denizli’ye gidince babamda okuma ateşi alevlenmiş. Dedem “Çiftimi, çubuğumu kim işleyecek?” diye izin vermemiş. Babam bir sabah alaca şafakta Denizli’ye gitmek için evden kaçmış. Dedem ve ailesi babamı bulmak için seferber olmuşlar.
*
Poyraz Halil Dede babamın halasının eşi, yedi yerinde kurşun ve süngü yaraları izi olan bir gaziydi. Babamı Karahöyük Pazarı’nda bulmuş ve geri getirmiş. Dedemden bir araba dayak yiyen babamı Poyraz Dede elinden tutup o yıllarda köyün imamı olan İbrahim Hoca’ya (Zoylan) teslim etmiş. “Üzülme oğlum, işte okuyacaksan İbrahim Hoca’dan oku,” demiş. İbrahim Hoca Yatağan Medresesi’nde okumuş, bilgisine güvenilen, sağlam karakterli ve köyde saygı duyulan bir hocaymış.
*
Babam İbrahim Hoca’dan Kur’an- Kerim ve dini bilgiler öğrenmiş. Askere gidene kadar çiftten çubuktan fırsat buldukça soluğu İbrahim Hoca’nın yanında alırmış. O yıllarda 1930-1940 İbrahim Hoca’dan eğitim almak için çevre
köylerden ve Çameli’den öğrenciler gelirmiş. Bu eğitim eski medrese usulü yapılırmış.
*
Babam askerden dönünce ücreti muhtarlıkça karşılanan imamlığa başlamış. 1963’te açılan bir sınavı kazanarak bizim köyde Köyiçi Camisi’ne kadrolu imam-hatip olarak atanmış. Benim ders kitaplarımı, tarih, coğrafya bilgisini artırmak karıştırır, bilmediklerini öğrenirdi. Diyanet yayınlarını izler, birçok kitap okuyup bilgisini artırır; hutbeleri kendi hazırlardı.
*
Aynı zamanda çalışkan ve örnek bir çiftçi olarak tarlayı en iyi işleyen ve kaliteli ürün alana üreticiydi. Hiç kimseden çekinmeyen, burnundan kıl aldırmayan bir yapısı vardı.
*
Atatürk’e karşı büyük bir sevgi ve saygı duyardı. Kendisini tütün ekmekle, anason yetiştirmekle ve şapka giymekle eleştiren sofu ve yobazlara, söz Atatürk’e gelince, “Bana bakın! Atatürk olmasaydı benim adım Ali değil Hıristo olurdu!” diye kestirip atardı.
*
Yenilik ve teknolojiye açık ve ileri görüşlü biriydi. Kasabada ilk radyoyu, televizyonu, buzdolabını alanlar arasındaydı. Akranları içinde ilk kez traktör sürücü belgesini alan kişiydi. 1978 yılında emekli oldu.
*
Babam gezmeyi, yeni yeni yerler görmeyi, ufkunu açmayı çok severdi. Çantasını alır, takım elbisesini giyer, çıkar giderdi. Ver elini İzmir, Konya, İstanbul diye gezerdi. Emekli olduğu yıl çantasını hazırlayıp “Hiç Ankara’yı görmedim. Bir de orayı gezeyim,” diye yola çıkmış...
*
Ankara’da Hacı Bayram Veli ve Kocatepe camilerinde namaz kılmış. TBMM’ne uğrayıp tanıdığı Denizli milletvekilini ziyaret etmiş. Diyanet İşleri Başkanını görmüş. Atatürk Orman Çiftliğini dolaşmış. Daha sonra Anıtkabir’e yönelmiş. İçeriye girdiğinde bir manga asker Ata’nın lahdine çelenk koymaktaymış. Babam da töreni izleyenlerin ön safında yer almış. Tören bitip askerler geri çekilirken babam yüksek rütbeli komutanın yanına yaklaşıp, kısık bir sesle:
“Komutanım aziz Atatürk’ün ruhuna seslice bir Fatiha ve üç İhlas okusam sizce sakıncası var mıdır?”
Komutan babamın yüzüne hayretle bakıp:
“Ne sakıncası olacak amca? Oku da dinleyelim,” diye yanıtlamış.
*
Askerler rahat vaziyetine geçmiş, töreni izleyen yüzlerce yurttaş da babamın arkasına sıralanmış. Babam en öne geçip o muhteşem, yürekten gelen ve kulağı okşayan sesi ile bir
Fatiha ve üç İhlas okumuş. “Okuduğumuz Kur’an-ı Kerimleri, yaptığımız duaları büyük komutan, cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemâl Atatürk’ün ruhuna hediye eyledik, sen vasıl eyle ya rabbi!..” diyerek okumasını tamamlamış.
*
Bir anda çevresini yurttaşlar ve askerler sarmış. “Amca sen ne iş yaparsın? Nerelisin?” gibi soru yağmuruna tutmuşlar. Babam ben emekli imamım, Denizliliyim,” diye çevresinde toplananlara cevaplamış. Komutan, “Seni canı yürekten kutlarım amca. Böyle imamlar kalmadı diye düşünüyordum ama yanılmışım,” demiş. Babamın elini öpmek için orada bulunanlar sıraya dizilmişler.
*
Komutan babamın adresini almış, askeri araçla otobüs garajına kadar götürmüş. Bayramlarda babama kart atmayı hiç unutmamış...
*
Günümüzde, zırhlı araçlarla, şatafat içinde, dünyada gezmedik yer bırakmayan fakat Anıtkabir’e gitmemeye adeta yeminli gibi “İnadım inat, adım Kel Murat,” der gibi kasım kasım kasılan, kibrinden yanına yaklaşılamayan, bir eli yağda, bir eli balda olan Diyanet İşleri Başkanının kulakları çınlasın...
*
Babacığımın ve Büyük Önder Gazi Mustafa Kemâl Atatürk’ün, silah arkadaşlarının, şehitlerimizin ruhları şad olsun....
Veli Aykar
10.Kasım 2024

Aykar Veli
Kayıt Tarihi : 27.11.2024 10:45:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Cihat Şahin
    Cihat Şahin

    Senin baban, Asla ve kat'a gerçek bir hoca dini bilgilere tam vakıf hakiki bir hoca olamamış Bayım. Eğer gerçek bir alim olsa idi, kendisi o zararlı şeyleri ekip dikmez ve İslam'a uymayan o kefere kıyafetlerini ve serpuşunu üstüne başına geçirip de reklamını yapmazdı. Yine, asla ve kat'a, sırf dini inanllarından taviz vermediler diye sadece istiklal mahkemelerinde 5000 tane masumu astıran ve de ülkenin bir çok vilayetinde yaptığı gayr-i İslami devrimleri onaylamadılar diye katliamlar yaptırıp, yüz binlerce masum ve mazlum halkını öldürttüren bir diktatöre saygı duymaz ve onun kabrine gidip de Kur'an okumayı yasak eden o zatın ruhuna orada Kur'an okumazdı.
    Yani senin baban adamı dinden ve imandan eden hoca kılıklı bir cahilin ve de gafilin tekiymiş vesselam.

    Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (1)

Aykar Veli