Arkamdaki dağım dua ağacım
Toprak oldu gitti ekim ayında
Ne yapsam da geçmiyor ki bu acım
Babam olmayınca yanı başımda
Bana seslenirken annecim derdi
Boynunu bükerdi beni beklerdi
Radyoyu açardı türkü dinlerdi
Şimdi ses vermiyor benim bu oğlum
Senin gurbetindi bu güzel şehir
Tutine kavuştun gittin bu ekim
Beni bıraktın da etmedin tehir
Ben burada her gün seni beklerim
Her gün senin yollarını gözlerim
Camiden şimdi gelecek derim
Kapının ardında seni beklerim
Bir selamın çok mu onu isterim
Arkamdaki dağım göçtü yıkıldım
Resmine bakınca öyle dağıldım
Hasretinle yandım bittim kavruldum
Annecim demeni öyle özledim
Böyle erken apansız bu gidişin
Beni nasıl yıktı bir bilsen
Kapıyı açınca ses vermeyişin
Nasıl yaktı beni bir bilsen
Ezan vakti giderdi o camiye
Beklerdim ben onu gelecek diye
Selamı verip de eve girince
Oğlum geldi diye ben sevinirdim
Masada radyosu hiç çalmaz oldu
Odada ışığı hiç yanmaz oldu
Salonda koltuğu hepten boş oldu
Geleceksin diye beklerim babam
Kastamonu çay boyunda yürürken
Yakupağa’da bir bardak çay içerken
Nasrullah’da kıyam edip beklerken
Geleceksin diye beklerim babam
Kastamonu sokakları konuşun
Gözyaşlarım durmuyor bu ekimden
Senin bu muvakkat yok oluşun
Yaralıyor beni en bi derinden
Babamın sesine hasret kulağım
Babamın yüzüne hasret gözlerim
Her gün seni bu şehirde beklerim
Bir inşirah artık benim tesellim
Her zaman duacın bu bahtsız yetim
Gözlerim kapıda mıhlı olsa da
Kalbim yakarışta her çağırışta
Rabbim sizi rahmetiyle kuşatsın
Bu yetimin duaları ulaşsın….
Kayıt Tarihi : 5.2.2026 19:18:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
15 Ekim 2025’te kaybettiğim biricik babam, can yoldaşım, oğlum, dert ortağım, arkamdaki dağım, dua ağacım babam Abdullah Vural’ın aziz hatırasına ithaf ediyorum. Allah ona rahmet eylesin.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!