saçların hep vardı; beline kırmızı kurdele dolamış saçların,
evinin kapısından çıkarken beyaz gelinliği ile gülüşün, saçların hep vardı,
saçların hep vardı; gök kuşağı tacının şarkısında, bir kemandı tokası,
bunca fırtına neden sanıyorsun, bütün rüzgarlarda saçlarına dokunma kavgası,
şimdi, sallantısız küpe takan kulağının susmasın da bütün duymalar,
seslerin kursağında adın birikmiş, dokunsalar adına ağlayacaklar,
saçların hep vardı; ne bahar tene tesadüf, ne sen cana,
Beni bu eylül öldürecek
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.
Devamını Oku
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta