AYSEL ÖĞRETMENİM
*
Çocukluğumda köyümüzde okulların açıldığı davul zurna sesiyle duyurulurdu. En önde Deveoğlu Dayı zurnasıyla, oğlu davuluyla “Tuna Nehri” marşını çalarak, arkalarında üç beş minik çocuk ve yanlarında öğretmenleri ile sokak sokak dolaşırlardı. “Bu davul, zurna sesi de neyin nesi?” diyenler bu küçük kalabalığı görünce “Haaa, okul açılmış!” der, işlerine dönerlerdi.
*
Oysa çocukların çoğu Ekim ayı sonuna kadar mısırlar, pancarlar, bostanlar kaldırılınca kadar işten başlarını alamazdı. Oğlanlar öküz gütme; kızlar tütün, halı dokuma, ot yolma derken okula gönderilmezdi.
*
İşler, güçler azalınca Cumhuriyet Bayramı’na yaklaştığımız günlerde birer doğru birer ikişer okula başlardık. Güneşten yanmış yanaklarımız, kuyu ve çay suyundan çatlamış dudaklarımız, kirlenmiş ellerimiz, uzamış saçlarımızla okula gelirdik. Öğretmenler bizdeki bu değişime şaşkın şaşkın bakarlar, “Ne oldu sizlere yaz boyunca?” derlerdi. Okulun bahçesindeki çeşme başında çakıl taşlarını sürte sürte el yüz temizliğiyle başlardı ilk günler.
özgürlüğüne uçan bir kuşun. Anlamın
düğüm olduğu zamanlar. Bütün yaraları
denedim. Ağzımda kan tadı. Saklanacak
o su kıyısı uzakta. Dağıldım
yaşlandığım yol için. Hangi çağa gittiysem




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta