20 li yaşlarda
Marmara'nın mavisiydi düşlerim
Köpük köpük Akdeniz'di hayallerim
Kırılmayı, küsmeyi bilmezdi
Kapıları yok içimin kapatamıyorum
Maskeleri yok kalbimin takamıyorum
Örülüyor ruhum bu şehrin düşleriyle
Giderek ben bu şehre benziyorum...
Bu şehrin gürültüsünden kalabalaklarından
Tozu dumana katarak gelir hayalin
Gökyüzünde bir martıya takılır gibi takılır kalır gözlerim sende
Sonra kanat seslerini duyarım kalbimin en derinlerinde...
Hayat
Güneşin o ihtişamlı doğuşunu huzur içinde
Kahveni yudumlayarak izleyebilmektir
Neşeyle şarkılar söyleyip
Sakarlıklarına gülebilmektir...
Annenin gözlerinin içine şefkatle bakıp
İçimdeki çocuğa dokunmayın
Sadece bir pamuk şekeri için ağlasın
Dünyanın kötülüklerinden habersiz
Gecenin yüzünü istediği gibi çizsin
İstediği renge boyasın...
İçimdeki Savaşçı…
Karanlık yüzünü göstererek
Her gün fire vererek sürüyor hayat
Oysa ben
Bütün dağların kır çiçeklerini kuşanmak istiyorum
Çiçekli bahçelerden essin bahar yelim
Yalancı baharlara kanmak istemem...
Gecemi aydınlatan kutup yıldızım
Saçımı okşayan güneşim olmalı
Zor bir savaşın ortasında bile
ruhum ne eğere girer , ne de semere...
Hayat ve ölüm dedigin ne ki?
Aradaki mesafe ne,
eni boyu kaç metre?
Puslu bir geceyim ben,
notaları hüzün kokan bir şarkı.
Uyuyan kentin sessizliğinde,
İçimde bir martının yuva bulma telaşı.
İyi bak kalbine, olmasın kara
Başkasına bakıp bakıp, kara arama
Ne kızarsın durup durup köhne dünyaya




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!