Bizim memlekette en güzel kadın adı Ayşe ile Fatma'dır
Her Ayşe bir çalıkuşu
Her Fatma yiğit kadındır
Ayşe'nin çiçekcesi gül
Fatma'nınki karanfildir
Her çiçekte Ayşe
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Tek düzeliği güzelleştirmiş şiir. Selamla...
Yorum yazma hakkı bulmuyorum sizin şiirlerinize kendimde..Gerçekten çok şey öğreniyorum okudukça..Ve müthiş bir tad alıp,duygu yükleniyorum...GÖNLÜNÜZ SOLMASIN TEK DİLEĞİM...SAYGIMLA..
Dönüp, dönüp geldiğim şiirlerden..Nutkumun tutulduğu.. Sözlerinin üstüne söz koyamadığım..Bir tel koparırım da ahenk bozulur ebediyen korktuğum şiirlerden..
Onlar taşların altından değil sadece, nice taş yüreklerin bile içinden filizlenenbilen merhametin anlamı..
Bu isimlerin günümüz çocuklarına verilmesinden çok öte, daha başka, daha derin bir anlam saklı bu şiirde.
Yüzeyde söylediğine bakılınca görünecek olan manzaradan (haklı olarak bu sınırlanmış bakışla ) görünemeyenler, taşın altındaki gerçek yüreklerin gözlerinde saklı.
Aynen bu şiirde olduğu gibi.
İçimizdeki güzel insanı yitirmiş gibi duruyoruz. Ama ben de sevgili Ramazan Topoğlu'na katılıyorum söylemeye çalıştığı şeyde.
Kuramsal bir yazımın finalini şöyle bitirmiştim. O bölümü izninizle buraya aynen alıntılamak istiyorum.(Yeri geldi diyerek...)
'Güzel olan, belirecek tarih sahnesinde önünde sonunda. Bataklıkta açan nilüfer çiçeklerini koklar gibi; yıllardır özlediğimiz sevgiliyi kucaklar gibi saracağız güzel eserleri.'
O yazıda geçen 'eserler ' sözü sanatsal ürünleri kastediyordu. Ancak ürün, insanın kendinden damıttığıdır. Dolayısıyla 'insan'ın ta kendisi.
O yüzden, 'yıllardır özlediğimiz sevgiliyi kucaklar gibi saracağız güzel insanları' olarak okuyun siz cümlenin sonunu:)
Dışarı çıkmalarına izin verirsek ortaya çıkacak olan İçimizdeki Ayşe ve Fatma'lara yürek dolusu selam:)
Bunu gören şaire de:)
Sevgilerimle
Aynur özbek Uluç
Bu ülke her zaman her taşın altından bir çapanoğlu çıktığını düşündü.
Elini taşın altına sokmaktan korktu.
Haksız sayılmaz.
Fakat birileri var.
Ramazan Topoğlu gibi yürekler.
Başka şeyleri fark eder ve ettirirler.
'Bir Fatma bir Ayşe özlediyseniz
Bulduğunuz taşı kaldırın
Her ikisi de ordadır el sallar.'
greçekten çok güzel.
Sevgili Ramazan İnanırmısın kızlarım kadar sevdiğim iki dost insan var biri ayşe biri fatma.Bu güzel şiirin için onlar ve kendi adıma teşekkürlerimi sunuyorum.Sevgiyle
''şimdilerde koymuyorlar bu güzel isimleri maalsef doğan kız çocuklarına,allahtan Zeynep ve Elif ismini koyuyorlar yoksa bu güzel isimlerden hiç birisini hatırlamıyacağız...sevgilerimle...''
Her Ayşe bir çalıkuşu
Her Fatma yiğit ve mert kadındır
Ayşe'nin çiçekcesi gül
Fatma'nınki karanfildir
Her çiçekte bir Ayşe
Her toprakta bir Fatma vardır
Her kilimde, her türküde, her sandıkta
Her ikisi birlikte bulunur
Ayşe ile Fatma
Bu memleketin aşkıdır
Fatma ile Ayşe
En fedakar anadır
Severek okudum.
çok güzel .)
tebrikler..
Bu şiir ile ilgili 10 tane yorum bulunmakta