(Ah, o ışıltılı sahtelikler alanına nasıl da birbirlerini ezerek doluşuyordu büyük çoğunluk. nasıl da keyifle izliyorlardı piyon değiş tokuşunu. onlar o sahneyi kabarmış iştahlarıyla izlerken ben tanıdık bir his bulup
tren yolculuklarına çıkıyordum. istasyon adlarını ezberliyor ve o adları getirip ağzının kenarına bir doğum günü hediyesi gibi bırakıyordum. bu; içtenliğin maskesizliği ve daldığım düşüncelerin meyvesiydi.
zamanın oynaklığı ve ahlaki çöküşün ifade bulduğu yüzler sergisinde güle güle harca benden ödünç aldığın maskesizliği. borcun yok.)
Öyle sevdalar vardır, biter baslar;
Buruk tatlar vardır, ağızda şurup giden;
Bir aşka vuran güneş kolayca batmıyor.
Yanıyor bin kollu şamdanı, tutuşuyor
Ufkunuzda camları göksel konağının
Ve bir yaz aksamı buhurdan gibi tüten
Devamını Oku
Buruk tatlar vardır, ağızda şurup giden;
Bir aşka vuran güneş kolayca batmıyor.
Yanıyor bin kollu şamdanı, tutuşuyor
Ufkunuzda camları göksel konağının
Ve bir yaz aksamı buhurdan gibi tüten




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta