Giderken bıraktığın kara topraktı, bir de alnımı yakar güneş.
Oysa içimde yangınlar oluşmuştu, oysa kızıl bir düş ormanıydı düşüncelerim, kara kış korkusu düşüncelerim, kara kış korkusu gibi daralmıştı içim yalnızlığımla.
Sen sevgili, yaz günlerini yaşamayı vaat etmişken kara kış ayazında bedenim.
Bu gidişti, senin bana kalan yangınlardı.
Şüphesiz bir de yaşam senin olarak kaldı, öyküler ise bana kalandı.
Bakmak, sadece bakmak, geçmişin ardında kalan gölgeliklerden bakmak.
fezayı bağlayarak yorgun kanatlarına
bir güvercin uçurup kıtalar arasından
çağırdın beni
geçerek birer birer sürgün kanyonlarını
derbeder koşup geldim ışıldayan tahtına
yarım koyup bir bardak kurşun rengi çayımı
Devamını Oku
bir güvercin uçurup kıtalar arasından
çağırdın beni
geçerek birer birer sürgün kanyonlarını
derbeder koşup geldim ışıldayan tahtına
yarım koyup bir bardak kurşun rengi çayımı