Mevsimlerden hazan, yıllardan bilmem ne bela...
Gardan uğurlarken seni, bir cumartesiydi.
Sana veda ederken kulaklarımda hâlâ;
Raylarda bestelenen, bir ayrılık senfonisiydi!
Nedense ayrılırken hiç vedalaşmamıştık...
Buğulu gözlerle bir elin havada, saçların rüzgârda;
Gözlerin gözlerimde, öylece bakakalmıştık;
Rüzgârda savrulan yapraklar gibiydik sonbaharda.
Kalbimde filizlenen bir kardelen çiçeğiydin.
Sen mi hayat bulmuştun kalbimde, kalbim mi sende?
Nereden bilirdim bir mevsimlik olduğunu sevginin;
Tatmadım ki bir ömür aşkı, hiçbir sevgilide...
Yine hazan, yine ayrılık... Solan yapraklar gibi
Soldu aşkımız; savurdu bizi bir yana rüzgâr.
Her gelen trende seni beklerim, dönecekmiş gibi;
Başımda hasret rüzgârları, saçlarım tarumar!
Perona giren her trende seni hayal ederim;
Vuslatı kana kana içmek, dudaklarında...
Hasreti bir paçavra gibi atmak isterim;
Ve tükürmek... Haykırmak o soğuk raylarında!
Günlerimi yoluna adak adamışım;
Her günümü sana kurban ediyorum.
Garın o çatlamış taş duvarları, tek sırdaşım;
Her akşam yumruklayıp, bağıra bağıra küfrediyorum!
Her gece o soğuk kaldırımlarında garın, özleminle;
Hasretinle yanar, kavrulur, kül olurum.
Ve her sabah, sana olan özlemimle;
O taş kaldırımlarda doğar, aşkınla hayat bulurum.
Kayıt Tarihi : 13.2.2026 07:23:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!