'Ey benim yaban güvercinim;
Ayrılık dağıma küskünlüğün,
Dallarımdan nicedir ayrılığın
Bitmedimi hala, neredesin! ..'
Sorular sorarsın durmadan. İçindeki yumakları karamsarlık dağlarıma dolarsın. Günlerdir bomboş içim. Günlerdir, fırtınalar esmiyor dağlarımda. Dingin ruhumun bozkırlarında nicedir yoksun. Nicedir, buz kesmiş, sarkıtlar ağmış sığındığım kuytularda yalnızlığımın buğulanan nefeslerinde bir başıma yaşıyorum.
Sen aramayınca, sen beni sormayınca küskünlüğümün ilmek başlarında sıkıyorum yumruğumu. Hasretin memesine yapışmışlığım bitmiyor, dinmiyor içimin harman bozumları. Ateşe sardığım gecelerde, ağlayışlarımın öksüz suretlerini önüme yığıp, anıların yaman koynunda felekle sohbete duruyorum. Yokluğunun sivri dikenleri acıtırken canımı, gün batımlarına düşürdüğüm ellerinin boz bulanık sularında sensizliği kan kızılı akşamlara soruyorum.
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta