Karmaşıklıkların içinde batan bir gemiydi düşünceler,
Martı dalışları gibi saplanıyordu dibe,
Okyanuslardan daha büyüktü kelimeler,
Hızla anlamsızlıklar anlamlarının keyfine varıyordu.
Bu dudaklarındaki kan kırmızısı,
Fahişenin küstah gülüşü,
Gelen sonun habercisi miydi?
Gel; n'olursun, içimde umûdum tükenmeden!
Gel; bak bu kahrım beni, mağlûb edip yenmeden!
Gel diyorum, gel artık; son bulsun ızdırâbım!
Gel de yüzler süreyim; kıblegâhım, mihrâbım! ..
Devamını Oku
Gel; bak bu kahrım beni, mağlûb edip yenmeden!
Gel diyorum, gel artık; son bulsun ızdırâbım!
Gel de yüzler süreyim; kıblegâhım, mihrâbım! ..



