Otuz yıldır sensiz geçti bayramım,
İlden ile giysilerin gül kokar.
Çok güzeller gördüm sana hayranım,
Poyraz vurmuş dudakların bal kokar.
Sensiz gelinciğin boynu bükülmüş,
Bütün yaprakları yere dökülmüş.
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Tebrikler icten bir calisma dizeleriniz kendi yorumunu yapmis efendim Kaleminiz daim olsun Saygilarimla
Sensiz gelinciğin boynu bükülmüş,
Bütün yaprakları yere dökülmüş.
Rüyamda gözüne sürme çekilmiş,
Giyindiğin kemha kokar, şal kokar.
TEBRİKLER ÜSTADIM..YÜREĞİNİZE SAĞLIK..SELAM VE SAYGILAR
Sensiz gelinciğin boynu bükülmüş,
Bütün yaprakları yere dökülmüş.
Rüyamda gözüne sürme çekilmiş,
Giyindiğin kemha kokar, şal kokar.
Harika bir hece şiiri.Verdiği duygu ve anlatımıyla çok anlamlı bulduğumu belirterek saygılarımı sunuyorum.
ah ayrılık yaman ayrılık kutlarım
Tebrik ederim Güzel bir şiir
Kara sevda düşünce yüreğe ayrılık rüzgarı da her türlü kokuyu getirir beraberinde.... Umut edilen bekleyişin kıyamete kalmaması dileğiyle.... Kaleminize sağlık diyorum....
Kutluyorum Sayın Ayaz,
Bu güzel şiirinizle; şiirin tamamında konuya nasıl hakim olunacağının örneğini sunmuşsunuz. Final hüzünlü, ancak orada da kalıcı aşkların ancak bâki mekânlarda yaşanabileceğini ihtar etmişsiniz. Şiir, hecenin en güzel örneklerinden. Tebrikler.
Kara sevda yüreğime ekilen,
Can evimde yılan gibi bükülen,
Elin ile kapınıza dikilen,
Fidan kokar, yaprak kokar, dal kokar.
Bu güzel dörtlükte üçüncü mısra dar hecelilerden seçildiği için, şeklen uyumsuz gözüküyor. Ayrıca yine bu dörtlüğün üçüncü mısraındaki “elin” kelimesi, ilk bakışta “el, yad, yabancı” gibi, “kapınıza dikilen” kelimeleri de (Her ne kadar kapı önüne fidan dikilebilse bile) “ayakta dikilip durmak” şeklinde algılanıyor. Bendeniz, bir şiirde en güzel kelimenin, şairin seçtiği kelime olduğunu bilen ve savunan birisi olarak hem heceleri birazcık olsun genişletmek, hem de muhtemel yanlış anlaşılmayı önlemek için “Elin ile kapınıza” yı “Ellerinle bahçenize” şeklinde değiştirilmesini düşünmekten kendimi alamıyorum.
Tekrar kutluyor, saygılar sunuyorum.
Allah gecinden versin.Son final ölümle noktalanan bir şiir daha.Umudun bittiği yerde, ölüm vuslat sunar.Hicret,yalan dünyadan ,hakiki dünyaya;Sabır acıdır,meyvası tatlıdır.
Kendi kendime söylediğim bir söz...
Bu şiir ile ilgili 8 tane yorum bulunmakta