Bu geceyi adınla mühürlemek isterdim,
Lakin
Ay, yüzüme vuran ışığından utandı...
Gölgem bile çekinir benden,
İsmin dilime gelince
Bu şehirde...
Oturdum,
Tam karşımda,
Aynzeliha gözüm önünde...
Burada vakit gece kaçkını,
Ne saki var teselli sunan,
Ne de bu kedere su veren
Meyhâne...
Ben kendi hicranımın dergâhında
Bir derviş gibi diz çöktüm,
İçimde döndüm durdum
Her bakışımda
Aynzeliha gözüm önünde...
Ey kalbime sürgün edilen sır,
Hangi iklimin Bengüsu'su sun sen?
Hangi devirden kalma yarasın sen?
Göğsünde bir Lalezar yerine
Medcezir gibi coşan,
Adını anmaya kalksam...
Bu kandil parlar,
İsmin karanlığıma
Mahkûm..!
Ve bu ışık
Dışa değil,
Yaramın ortasına düşer...
Bu şehir, anlarım artık, bana dar,
Bütün sokaklar yokluğuna
Çıkar...
Burada kaldırımlar
Ayak izi yerine
Sükûtu saklar...
Ve giderken
Bir devirden bir devire
Son kez,
Aynzeliha gözüm önünde...
Ey ismi yazılmayan sevda,
Ben seni şimdi
Hangi mürekkep ile
Kayda geçeyim...
Kan mı gerekir,
Yoksa
Sabrımın en koyusu mu?
Bil ki,
Aşk bir ateş ise
Ben küle razıyım...
Bu yangın bir tek
Adını gizler
Kül olan içimde...
Ne vakit en tenha bir gecede
Adım gönlümden
Dudaklarıma erişse,
Bir secde gibi eğilir yüreğim
Ve ben
İçimde yıkılan mabedin
Son taşını yüklenirim...
Bu hicranın ince kılıcı
Böl beni ikiye,
Bir yanım bu âlemde,
Diğer yanım sana...
Aşk
Benim için bir yol değil,
Bir yazgı,
Ve ben
Bu yazının
En ağır harfi...
Turgay Kılıç
25/02/2026
00:11
Kayıt Tarihi : 25.2.2026 00:43:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!