dışarıda kar/ıştı gülün kanına
kıtanın her yerinden
kapımız açılır
sevişmeye
son tren geçtiğinde
rayların üzerindeki ellerimdi
dokunamayışım bu yüzden aynalara
sürgünlerin çöküntüsüydü
ilmik attığım umutlarda
alabalıklarını simledin içime
hüznüme nakış
tarihi dokuyorum
büyük kıtaların yalnızlıklarına
göremiyorum ya seni her sabah
sularının boşluğu etimde yara
I
ütopya değil
gerçeğin sularında
ıssız görünen adasınız
peçesini örtmüş
cennetin desenleriyle
iki hece ötesinde
uykuma gizlenmiş duruyordunuz
birinizin geçmesi gereken taş duvar
diğerinizin gözleri deniz
kabartırken begonvilleri
bir yelkenlinin kanadında
sır diye bir şey yoktu
kahvehane köşelerinde
üc beş adam zamanın çenesini
bağlıyordu as’larla
uçkur dağıtıyordu devlet
kesik yollardan
kan içerim ağrılarıma
her dönüşün kalibresi farklı
gerçeğin bir penceresinden
ütopyasız vuruluşun siren sesi
başkalarını uyandırırken
-ömrün en kahpe zamanı
yazar dişleriyle boynuma aşk
daralan zincir/eksilen ses
bildiğim yazgıdır gerdanımda
silmeye çalıştıkça
yoksullaşır nefes-
boş kumsalda ıslık sesi
hüzün desenleri cizdi yüzüne
bitmeyen yazın
çürümüş çicekler etinde
güçlü değil gidecek kadar
lodos yandı güneşin gözyaşıyla
kireçlenir bellek
ucunda çekimsiz tan yeri
avunç susku beslenir
karsılıklı ranzada
nasıl olsa ölecektim der
sallanıp duran çocuk




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!